·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2026 14:11 Yaşamak –
Bu kitabı bitirdim… ama içimde bıraktığı acı hâlâ geçmedi.
Son sayfayı kapattığımda yine ağlıyordum.
Bu kitap bana “yaşamak” kelimesinin ne kadar ağır olabileceğini gösterdi. Yaşamak bazen nefes almak değil, her şeye rağmen ayakta kalmakmış.
Fugui’nin başına gelmeyen kalmadı. Ailesini, çocuklarını, sevdiklerini birer birer kaybetti. Her şey elinden alındı. Ama o yine de yaşamaya devam etti.
En çok da buna üzüldüm…
Bazen insanın ölmesi değil, yaşamaya devam etmek zorunda kalması daha acı geliyor.
Başta ona sinir oluyordum. Ama sayfalar ilerledikçe sadece üzülmeye başladım. Çünkü hayat onu öyle bir kırmıştı ki, geriye sadece acıya dayanabilen bir insan kalmıştı.
Bu kitapta en çok hissettiğim şey çaresizlikti. Ve bu çaresizlik sadece bir karaktere değil, bir döneme aitti. İnsanların yaşadığı acılar, kayıplar, zorunluluklar… hepsi çok gerçekti.
Okurken defalarca ağladım.
Ama bu gözyaşları boşuna değildi.
Bu kitap beni çok yordu, çok üzdü…
ama aynı zamanda bana insanın ne kadar dayanabileceğini de gösterdi.
Bazı kitaplar vardır, biter ama içinden çıkamazsın.
Bu kitap benim için öyle oldu.
Ben bu kitabı okudum… ama bir parçam hâlâ onun içinde kaldı.
Bu kitap bana şunu öğretti: İnsan bazen yaşamak zorunda olduğu için yaşar. Ve bazı acılar vardır, bir kere değil, defalarca yaşanır.
“Hayatımda üç kez o odaya girdim… ve her defasında orada yatan benim canımdı.”
Bu cümleyle birlikte anladım ki, bazı insanların hayatı sadece kayıplardan ibaret olabilir. Ve buna rağmen yaşamaya devam etmek… belki de en büyük güçtür.
Bu kitap beni çok üzdü ama aynı zamanda bana şükretmeyi, sabretmeyi ve insanın ne kadar dayanabileceğini öğretti.