·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2026 21:59 Bazen bir kitap biter ama siz onun içinden bir türlü çıkamazsınız ya, işte Altı Harfli Bir Tatlı benim için tam olarak öyle bir yolculuk oldu. Ben, okuduğu karakterle beraber nefes alıp veren, onunla aynı sofraya oturan okurlardanım. Bu yüzden Selime Teyze benim için sadece bir karakter değil, sanki hemen yanı başımda duran, dertleştiğim birine dönüştü. Anlatım o kadar gerçek ki, elimi uzatsam derdine çare olabilirmişim gibi hissettim. Ama asıl sarsıcı olan, kitabı kapattığımda kendime sorduğum o soru oldu: "Peki ya benim hayatımda ihmal ettiğim, sesini duymayı unuttuğum Selime Teyzeler kim?" Sevdiklerimize sahip çıkmanın, onları vaktinde fark etmenin ne kadar kıymetli olduğunu tüm benliğimde hissettim.
Meltem ise kalbimin başka bir yerini sızlattı. Herkes gibi sadece sevilmek isteyen, ama içindeki o sevgisiz kalmış çocuğu bir türlü büyütemeyen bir kadın... Sevilmeyi bilmediği için, o duyguyu hiç tatmadığı için adeta nefes alan bir ölüye dönüşmüş olması canımı yaktı. Ama sonra o mucizevi an geliyor; bu iki yaralı ruhun yolları öyle bir yerde kesişiyor ki, birbirlerine ayna, birbirlerine umut oluyorlar. Hayatın sadece birkaç saat içinde nasıl değişebileceğini, bir insanın bir insanın ruhuna nasıl dokunabileceğini görmek bana çok iyi geldi.
Şu an bu satırları yazarken içimde tarif edilemez bir huzur, yüzümde de ince bir tebessüm var. Kalbe dokunan, insanı kendisiyle yüzleştiren böyle hikayeleri çok seviyorum.
Ağız tadıyla okumanızı diliyorum.