Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 1961 yılında yayımlanmış, öve öve bitirilmeyen bi’ Ahmet Hamdi Tanpınar ve Türk Edebiyatı klasiklerinden. Düşününce, çok kere elim gitmesine rağmen, okuduğum yorumlarda “zorlayıcı” denmesine ziyadesiyle karşılaştığımdan ileride okumam gerektiğini hissettim. Gününün geldiğini, birkaç arkadaşın tavsiyeyi aşan ısrarına dayanamayıp okudum.
Romanın içeriğine fazlasını yazmak istemesem de, bazı metinlerin içeriden kesitlerle lezzetlendirilmeden yazılanın karşı tarafa anlam ve bilgi verdiğinden şüphe duyarım. Ahmet Hamdi’nin eseri de cümlemi kanıtlar nitelikte bence. 60’lar Türkiye’sinden kesitler içerdiği doğru, lakin toplumsal olanı köşeye bırakıp bireysele yönelen kalemin farklılığını, dilini ve üslubunu inanılmaz lezzetli buldum. Çizilen karakterler de keza öyle; Halit Ayarcı, Doktor Ramiz ve Hayri İrdal, üzerine çok konuşulması, tartışılası roman kahramanları. Tanpınar’ın Hayri İrdal ve üstadı vasıtasıyla “saat”-“zaman” üzerinden Bergson’ın “hareket felsefesi”, Doktor Ramiz’in “psikanalizm” sayesinde Freudyen bakış açısını romanına katmış olması ve olayları bağdaştırması düşündürtüyor. Tekrar tekrar okunması gerektiğini düşünüyorum. En azından ben, ölmeden önce bir kez daha okumayı düşünüyorum. Tanpınar belki de haklıdır, gündeşe bakınca: “İnsan, insanoğlunun cehennemidir.” Ne dersiniz?