·267 syf.····Okunma: 12 Nisan 2020 00:00 Peter Ackroyd, “Hawksmoor”u 1985 yılında yazmış. Gerek içeriğinin, gerek konun işlenişi bakımından Eco şahikası “Gülün Adı’na benzetmiştim ki, ondan sadece 5 yıl sonra yazılmış bu polisiye romanı. Ackroyd’u ilk okuyuşum ve sevip-sevmediğime, kitabı bitirmiş olmama rağmen karar veremedim. Romanın ana karakteri, 1700 yıllarında yaşamış ilginç ve karanlık barok mimarı Nickolas Hawksmoor(e)’dan esinlenerek yazılmış. Yazılan konu ele alındığında, sanatçının karanlık kişiliği de göz önünde bulundurulunca, gerçekten zekice atılmış bu adımı tebrik etmek gerekiyor.
1666’dan sonra İngiltere baş gösteren büyük yangın, (Ackroyd, bu konu hakkında bir kitap yazmış; Londra Yanıyor veya Bir Zamanlar Londra’da) pek çok mimari yapıya zarar vermiş, 7 katedralin yeniden inşası için, Christopher Wren ve yardımcısı Walter Payne ile çalışmaya başlar. Hawksmoor ise, 1980'lerde yaşayan bir dedektiftir ve işe koyulur. Görevi ise, 7 çocuğun ortadan kayboluşundaki gizemi çözmektir. Kitapların içeriği hakkında yorum yazmak, tercih ettiğim bir anlatım tarzı değil; bazen, bazı kitapları -Hawksmoor gibi- açıklayabilmenin yolunu bulmak oldukça güç. Notre Dame’ın Kamburu’nda yaşadığım “yapı tasvirleri şahane, ama içerik klişe” hissin aynısı geçerli.
Çeviri konusuna gelirsek, çok memnun kaldığımı söylemem gerek. Eski Türkçe kelimelerin kullanılması çok uygun olmuş, öbür şekilde zaten sırıtacak bir tablo çıkardı, bunu öngörmüş çevirmenler. Kitabın çok dikkatli okunmasını tavsiye ederim, oldukça ayrıntılı ve iç içe geçen iki hikâyesi var. Okuyup okumamayı size bırakıyorum, ben çok memnun kalmadım. Baskısı tükendiği için, sahaflardan bulabilirsiniz diye düşünüyorum. Veya, Yapı Kredi Yayınları, baskısı tükenmiş kitapları için kendilerine gönderilen mailleri dikkate alan bir yayınevi, aklınızda bulunsun.