Sarı Yüz bence sadece bir hikaye anlatmıyor, okuru sürekli rahatsız eden bir tartışmanın içine çekiyor. R.F. Kuang bu kitapta özellikle edebiyat dünyasının arka planını, kimlik meselesini ve kültürel sömürü konusunu baya sert bir şekilde ele almış.
Kitap boyunca şunu çok net gördüm: Yazarlık dediğimiz şey sadece yetenekle ilerlemiyor. Sektör, algı, pazarlama, hatta bazen kaos bile işin içine giriyor. Bu da ister istemez gerçekten iyi olan mı kazanıyor yoksa doğru zamanda doğru yerde olan mı sorusunu aklıma getirdi.
Benim kitapta takıldığım noktalardan biri ise şu oldu: Bence herkes istediği hikayeyi anlatabilir. Bir yazarın illa o hayatı yaşamış olması gerektiğini düşünmüyorum. İyi bir araştırmayla ve doğru bir anlatımla farklı hayatlar da yazılabilir. Sonuçta bu bir kurgu ve sınır koymak doğru gelmiyor. Bence bir kitabı beğenmek ya da beğenmemek tamamen kişisel bir şey. Yine de kitap, bazen durumun bireysel olmaktan çıkıp toplu bir tepkiye dönüştüğünü de iyi gösteriyor.
Ama bu June'un yaptığını haklı çıkarır mı? Bence hayır.
June karakterine baktığımda gördüğüm şey sadece hırs değil. Daha çok yaptığı şeyleri sürekli kendi içinde mantıklı hale getirmeye çalışan biri. Ve bence asıl sorun burada başlıyor. Çünkü o içsel hesaplaşmayı, insanlar farketmeden önce kendi içinde yapması gerekiyordu ama bunu yapmadı. Her şeyi dışarıdan gelen tepkiye göre fark etmeye başladı.
Bazı yerlerde yaşadığı haksızlıkları anladım, hatta yer yer empati de kurdum. Ama bu, yaptığı şeyleri kabul edilebilir kılmıyor. Zaten kitap da tam olarak burada insanı rahatsız ediyor. Çünkü ortada tamamen karşısında durabileceğin bir karakter yok. Ama bir yandan da şunu düşündürüyor: İnsan zaten en başından beri rahatsız olduğu birinin yanında durmamalı, kendi benliğini koruyabilmeli. Yaşadığı sıkıntılarla yüzleşmeyi de bu kadar büyütmeden, daha doğru bir şekilde kendi içinde yapabilmeli.
Sonuç olarak Sarı Yüz, bence tek bir doğruyu anlatan bir kitap değil. Daha çok seni kendi düşüncelerinle baş başa bırakan bir kitap. Bittiğinde net bir cevap vermiyor ama kafanda bir sürü soru bırakıyor.