Bu âlem bir sahne değil, kalplerin tartıldığı ince bir mizan.
İnsana verilen her isim, bir çağrıdır; her bağ, bir emanetin sesidir.
Kimi, kendine bile yurt olamamışken bir başkasına yuva kurar;
ama içi dağınık olanın kurduğu düzen, ilk rüzgârda çözülür.
Sevgi, sadece var etmek değildir;
var ettiğini taşımak, büyütmek, korumaktır.
Bunu bilmeyen, dokunduğu cana değil, kendi eksikliğine iz bırakır.
Her ruh, kendine yazılan kaderle gelir;
ama onu dünyaya çağıran da bir kapıdır.
Kapı, eşiğini bilmezse içeri giren incinir.
İnsan bazen bir insanın sınavı olur,
bazen de bir vebalin sessiz taşıyıcısı…
O yüzden bazı yükler, istemekle değil,
layık olmakla verilir.
Kendini tamamlayamayan, başkasını tamamlayamaz.
Emaneti bilmeyenin elinde, en saf olan bile yorulur.