Gönderi

Düşünüyorum...
Özel günler üzerine; Bazı kadınlar anne bazı erkekler baba hatta eş olmamalı. Rilke evi terk ediyor bir daha kızını görmüyor. Goethe karısının hastalığında kaçıyor. Çocuklarının doğum ve cenazelerinde de yok. Her biri dünya sahnesinde önemli şahsiyetler halbuki. Fakat babalık konusunda pek öyle söylenemez Meşrebine uygun olmayan rollere zorlananlar veya seçenler bedeli hep başkasına ödetiyor. Hayat her şeyin yolunda gittiği herkesin olması gerektiği gibi olduğu bir kurgu değil. Hayat karışık bir oyun. Bazısı bazısının imtihanı olabiliyor. Ama yine de toplumsal rolleri seçmeyenler suçlanmamalı. Bu toplumsal rollerin bizdeki gibi birer “statüye” dönüştüğü, insanların anne baba karı koca rollerini üstlendiği ama gereğini yapmadıkları durumlarda paralel hayatlarda kendilerini yaşadıkları bir aldatmacalar zinciri başlıyor. Aile kurumu da insanlar da yıpranıyor. Haliyle zevk-i Sefa içinde yaptığınız o özel ruhları bu kötülüklerle dolu dünyaya kurban ediyorsunuz. Bizi, adımızı hatırlayan son insanda öldüğünde hiç var olmamış olacağız dünya kocaman ve bizler toz zerresiyiz rüzgarda uçuşan. Velhasılı; Lütfen kendi yaşayamadığınız şu gezegene imkanınız (tahammül, sorumluluk, aidiyet duygusu) ve gücünüz yoksa başka bir ruh feda etmeyin. Kutsiyetinin anlaşılmadığı hiçbir sıfat savurgan hiçbir ruha nasip olmasın.
1000Kitap
·1 alıntı·
1 +1'leme
·
1.019 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu âlem bir sahne değil, kalplerin tartıldığı ince bir mizan. İnsana verilen her isim, bir çağrıdır; her bağ, bir emanetin sesidir. Kimi, kendine bile yurt olamamışken bir başkasına yuva kurar; ama içi dağınık olanın kurduğu düzen, ilk rüzgârda çözülür. Sevgi, sadece var etmek değildir; var ettiğini taşımak, büyütmek, korumaktır. Bunu bilmeyen, dokunduğu cana değil, kendi eksikliğine iz bırakır. Her ruh, kendine yazılan kaderle gelir; ama onu dünyaya çağıran da bir kapıdır. Kapı, eşiğini bilmezse içeri giren incinir. İnsan bazen bir insanın sınavı olur, bazen de bir vebalin sessiz taşıyıcısı… O yüzden bazı yükler, istemekle değil, layık olmakla verilir. Kendini tamamlayamayan, başkasını tamamlayamaz. Emaneti bilmeyenin elinde, en saf olan bile yorulur.