·56 syf.····Okunma: 12 Nisan 2020 00:00 Sophokles, en başarılı Yunan tragedya yazarlarının başında gelir. Yazar, Pers Savaşları (MÖ 546-479) ve Peleponez Savaşları (MÖ 431-404) gibi birçok savaşa tanık oldu. MÖ 496’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Sophokles, eğitim için Atina’ya gönderildi. Askerlik yönetimi, bilim, matematik, hukuk, astronomi gibi alanlarda eğitim aldı. Büyük Dionysia yarışmalarına katıldı ve MÖ 468’de ilk başarısına ulaştı.
Kral Oidipus, her açıdan çok önemli bir eser ve ilham kaynağı olmadığı sanat dalının yapıtı yok gibidir. Oidipus karakteri, şanını yazara borçludur. Sophokles’i ilk defa okudum ve tamamen büyülendiğimi ifade etmek istiyorum. Yapıtlarında tanrılara daima yer veriyormuş. Burada da bariz görülüyor. Sophokles, Aiskhylos’un tersine, tanrıları yüce varlıklar ve insanları da onların kararlarını uygulayan kullar olarak görür. Sophokles’in kaderini bile bile, yılmadan çıkış yolu arayan karakterleri gerçekten etkileyici, örnek alınası. Fazla ızdırap çekmiş kişilikler okuyoruz kendisinden (iki oyun daha okudum, bu ilki idi, yorumları gelecek).
Kral Oidipus 36. sayfada, o meşhur ve bir tiyatro gösterisini izlemeye giden Freud’a “Ödip Kompleksi” kavramını psikoloji literatürüne kazandıracak olan meşhur replik önümüze düşer: “Durmadan işkence mi edeceksin kendine? En iyisi kaderine razı olmak. Ananla evlenmek tehlikesi seni ürkütmemeli; rüyalarında analarıyla yatakta yattığını görenler çoktur. Böyle şeyleri hiç aklına getirmeyen insan hayata kolayca dayanabilir.”
Sophokles, MÖ 409’da 90 yaşında yaşındayken öldü. Yunan edebiyatına ve mitoloji kavramına önemli katkıda bulunduğu kesindir ama... İncelemeyi, Thebai şehrinin başına bela olmuş Sfenks isimli yaratığın Oidipus’a sorduğu bilmecesiyle bitirelim ve cevaplarınızı da yorumlara beklerim: ““Sabah dört, öğleden sonra iki, gece ise üç ayak üstünde yürüyen nedir?”