Gönderi

1930'larda İstanbul.
Puan vermedi·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 14:19
İstanbul okumalarıma devam ediyorum. Galata, Pera, Beyoğlu kitabından sonra tercihim Osman Cemal Kaygılı'dan "Köşe Bucak İstanbul", oldu. Kitap Osman Cemal' in 1931 yılındaki gazete yazılarından oluşuyor. Her yazısında İstanbul'un ayrı bir semtini, mahallesini, köyünü gezdiriyor Osman Cemal. Ama okuru Süleymaniye'nin avlusuna değil, o avlunun arkasındaki kahvehaneye götürüyor. Beyoğlu'nda pasajın girişindeki ışıltıya değil, arka kapısındaki çöp toplayan kişiye odaklanıyor. Osman Cemal çok iyi bir gözlemci, kitabındaki tiplemelerin hepsi şahsına münhasır. Ayrıca çok iyi ağız yapıp karakterlerinin konuşmalarını yazıya geçirmiş. Osman Cemal bir yaz insanı, sayfiye yerlerini çok seviyor. Çoğu yeri kışın kasvetli bulup yazının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Manzaraya, doğaya, gezinti yerlerine hayran. Ayrıca kendisi iyi suyu çok seviyor, ama sadece Osman Cemal değil; muhtemel ki o dönemde iyi suya hayranlık durumu varmış. Bir sayfiye yerinin ya da bir semtin güzel olması için iyi bir suyunun da olması lazım geliyormuş. Kitapta bununla ilgili o kadar çok nüans var ki... Okuma notlarıma bunların çoğunu geçirdim. Keçe suyu, Valide suyu, Taşdelen suyu, Hamidiye suyu, Kanlıkavak suyu... Bunlardan en iyileri Kağıthane sırtlarından çıkarılan keçe suyu ve Belgrad Ormanlarından toplanılan valide suyuymuş. Eğer bir kahvehane keçe suyu veriyorsa kalite olarak bir tık daha yukarıda görülüyormuş. "Florya bence, bir de iyi su olsa, İstanbul'un en güzel yeridir." (syf 187). 1930ların İstanbul'unda deniz İstanbul'un sadece kıyısında duran bir süs değil, hayatın tam kalbinde bir eğlence alanıymış. Denize girmek toplu bir eğlence kültürüymüş. 1920lere kadar deniz hamamları varmış. Kadınlar ve erkeklerin ayrı şekilde denize girmesini sağlayan ahşap yapılar olan deniz hamamları yüzmeden çok deniz banyosu görevi görürmüş. Ayrıca anlatılanlara göre denize ulaşmak da çok zor değilmiş. Deniz kültürü ile ilgili kitaptan çok fazla bilgi edinebiliyoruz. Mesela Kumkapı ve Yenikapı için yazar fıkara plajı tabirini kullanmış. Deniz keyfi için akın akın gidilen yerlerden biri de Florya'ymış. İstanbul dev bir mahalle gibiymiş. Cemiyet hayatı zaten iç içe olan İstanbul'da herkesin gidebileceği popüler yerler sayılı olduğu için kısıtlı sosyal alan karşılaşmaları kaçınılmaz kılıyormuş. Yazları insanlar İstanbul'un yazlık yerlerine gidip konak/köşk kiralıyorlarmış. Göztepe ve Erenköy tam olarak böyle kullanılan, meyve bahçeleri içinde köşklerin bulunduğu yerlermiş. Yaz gelince kadınlar "İlle de Sarıyer, ah Sarıyer" diyerek hava tebdili için eşlerini iknaya başlarlarmış. Yazın durumu iyi olanlar Sarıyer'i, memur ve orta halli aileler Çapa, Şehremini'yi, Ermeni aileler ise Topkapı'yı tercih ederlermiş. Yazarın anlattığı dönemde Mecidiyeköy yeni yeni değerlenmeye başlayan bir köymüş. Yazarın anlattıklarını tahayyül etmekte dahi zorlandım. Şimdi Mecidiyeköy beton yığını. Yıllardır gider gelirim, Çıksalın'ın adının Çık ve Salın'dan geldiğini kitapla fark ettim. Akşam gezitileri için Çıksalın ve Bademlik manzara açısından da güzel noktalarmış. Karamanlı Anastasya gibi tiplemeler duyunca komik ve tuhaf gelse de bu şekilde göçle Anadolu'dan gelmiş Rumlar varmış. İstanbul Rumlarından farklı olarak Anadolu ağzı ile konuşan Rumlar. İstanbul'un o dönemki kozmopolit yapısı çok fazla hissediliyor. Kitapta zaman zaman anlatılanlarla ilgili fotoğraflar da çekildiği ve bunların gazetede basıldığından da bahsediliyor. Keşke o bahsedilen fotoğraflara kitapta da yer verilseymiş. Ben okuma defterime çok fazla not aldım. Ara ara tekrardan üstlerinden geçeceğim. Ama bu platform için bu kadarı yeterli. Okuması çok kolay olan bir kitap olduğunu söyleyemem. Hele ki hiç ilginiz yoksa sıkılmanız çok olası. Fakat dönemin İstanbul'uyla ilgilenenler için çok iyi bir kaynak diyebiliriz. İstanbul okumalarıma devam edeceğim.
Tarih-Araştırma
Köşe Bucak İstanbulOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 201971 okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.