·272 syf.····Okunma: 11 Nisan 2022 00:00 Fransız yazar Georges Bernanos’un 1936’da kalem aldığı “Bir Taşra Papazının Güncesi” Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü’ne layık görülmüş. Ancak 2022 yılında gibi geç bir zaman diliminde Türkçeye kazandırılan bu ölümsüz eser, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde görmesem yazarı, radarıma takılmayacaktı sanırım. Bu listeyi bu yüzden seviyorum, zaman zaman bir yazardan çok fazla esere yer verildiğini düşünüp eleştirsem de, sayesinde çok iyi kitaplar okudum, Bir Taşra Papazının Güncesi kesinlikle onlardan biri.
Kuzey Fransa’daki bir köye atanan genç bir papazın idealist görev aşkı ve giderek köyde değişen duygu-düşünce-dengeler üçlemesi üzerinden okura aktarıyor. Tönnies’in “gemanschaft ve geschelschaft” kavramları, yani “cemaat ve cemiyet” şeklinde teorisi üzerinden değerlendirirsek, “cemaat” kısmını ele alıp uygulayabiliriz. Birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bu yapı, kavgaya tutuşmuş iki geyik boynuzunun birebirine dolanması ve kendilerini kurtaramayıp en sonunda başka bir canlıya av olması ya da açlıktan ölmeleri imgesi, inatçı ve direngen bu küçük oluşumu tarif etmeye yeter diye düşünüyorum.
Bir papazın yer yer varoluşsal sancıları, sorgulamaları ve eleştirilerini okumaktan çok zevk aldığımı belirteyim, ama metin insanın beklediği türden ilerleme değil de, farklı bir kombinasyonu kendine şiar edinmişçesine dolambaçlı. Cemaat ve lider ikiliği, burada da kendini gösteriyor ve başlangıçtaki sevgi saygı, karşılıklı küçük görmeye kadar dönüşüyor ve bu lezzeti verenin bu çatışma olduğunu belirteyim.
Ezcümle, Robert Bresson tarafından 1951’de uyarlanan bir sinema filmi de mevcut. Ben hemen izleyeceğim, malûm Andrei Tarkovsky’nin en sevdiği film imiş ve aynı zamanda Paul Auster’a göre tüm zamanların en iyi edebiyat uyarlaması imiş. Merak etmeyip de taşa mı dönelim, a sanatseverler? Ne kitapsız, ne sinemasız!