Nobel Edebiyat Komitesi onun için şöyle dedi; “Hayal gücü, ironi ve şefkatle desteklenen eserleriyle gerçekliği sürekli yeniden sorgulattı.”
Saramago; modern edebiyatın özgün ve oldukça sarsıcı bir yazarıdır. Yazarın; yaşamı, düşünceleri ve yazarlığı birbirinden ayrılmaz biçimde iç içe geçmiştir. Uzun ve noktasız cümleler, diyaloglarında konuşma çizgisi veya tırnak kullanmaması, alegorik ve sembolik işaretler kullanması ve elbette insan doğasına yönelik sert eleştireler onun yazarlık kimliği hakkında bize bilgi verir.
Kitap iki kısımdan oluşur. 1. Ölünün Yokluğu;
‘’ Ertesi gün kimse ölmedi’’ ile insanların ölmemeye verdiği tepkiler, özellikle kilisenin paniklemesi (ölüm yoksa ahiret fikri zayıflar, din bezirganlarının ekmek kapısı kapanı) çok ‘’ince’’ işlenmiştir. Ölümün yokluğunun doğurduğu sosyolojik temalara değinilmiş. Hastanelerin dolması, huzur evlerinin dolması, sigorta şirketlerinin paniklemesi ve ürettiği kurnazca yeni taktikler. Bu kısımda suç oranlarının artması (ölüm yoksa korku da olmaz), yağma vb gibi konulara da girilmesini beklemiştim.
Kitap iki kısımdan oluşur. 2. Ölüm Bir Karaktere Dönüşür
İşte beklediğim ve en keyif aldığım alegorik kısım. Ölüm bir kişiliğe bürünür. Peki yazar eserlerinde bunu yapıyor? (Bunu Kabil, İsaya’ya Göre İncil kitaplarında da görürüz)
- Daha ‘’yakın’’
- Daha ‘’insani’’
- Daha ‘’düşünülebilir’’
Bu kısımda kitap daha duygusal hal alır. Ölümün bir kadın görünümüne girmesi (ki kadın olarak betimlenmesi ayrıca vurucudur), insanlara ‘’bir hafta sonra öleceksin’’ bilgisi ile mor mektuplar göndermesi… sonra daha da ilginçleşir. Bir adama gönderdiği ölüm mektubunun defalarca geri dönmesi…
Buraya kitabı okuduktan sonra dinleme isteği duyduğum bir şarkıyı da bırakıyorum. Keyifli okumlar.
youtube.com/watch?v=xwtdhWl...