Puan vermedi·293 syf.····Okunma: 12 Nisan 2026 00:00 Son zamanlarda çok popüler olan bir kitapla geldim. Normalde popüler kitaplar beni çok sarmıyor ama bu kitap bambaşka çıktı. Hem bir an önce bitirip ne olacağını görmek istedim hem de hiç bitmesin istedim.
Kitaba gelecek olursam; kitap, William Shakespeare’in hayatını edebi ve kurgusal bir bakış açısıyla ele alıyor. Ancak aslında onun hayatından çok ailesini ve özellikle de kaybın bir aile üzerindeki etkisini anlatıyor demek daha doğru olur.
Hikâye, Shakespeare’in eşi Agnes üzerinden ilerliyor. Agnes’in çocukluğu, annesinden gelen o mistik ve sezgisel tarafı, evliliği ve Shakespeare ile kurduğu ilişki detaylı bir şekilde işlenmiş. Aynı zamanda Shakespeare’in babasıyla ve ailesiyle olan ilişkisine de yer veriliyor. Ve tabii ki Hamnet… Shakespeare’in, Hamlet ile neredeyse aynı ismi taşıyan oğlu. Henüz 11 yaşındayken hayatını kaybeden bir çocuk.
Kitap bu noktaya kadar daha durağan ilerliyor diyebilirim. Ancak bunu bir eksiklik olarak değil, yazarın karakterlerle bağ kurmamız için bilinçli bir tercihi olarak görüyorum. Zaman atlamalarıyla karakterlerin iç dünyasına giriyor, onları yavaş yavaş tanıyoruz.
Asıl kırılma noktası ise Hamnet’in ölümünden sonra başlıyor. Bu bölümde anlatılan yas süreci inanılmaz güçlüydü. Okurken duyguyu birebir yaşadım; sanki oradaydım ve o acıya ben de ortak oldum. Yazar, yasın yüksek sesli bir çöküş değil, içten içe büyüyen bir boşluk olduğunu çok etkileyici bir şekilde aktarmış.
Sonrasında ise Hamlet oyununun ortaya çıkışıyla birlikte Agnes’in iç dünyasına tekrar dönüyoruz. Kocasının, yaşadıkları bu büyük acıyı sahneye taşımasına karşı hissettiği kırgınlık, öfke ve hatta ihanete benzer duygular… Ve en sonunda oyunu izlediğinde, kocasının da bu kaybı kendi diliyle, sanatla yaşadığını fark etmesi… Bu kısım benim için kitabın en anlamlı ve en çarpıcı yerlerinden biriydi.
Kitap bana büyük bir hayat dersi vermedi belki ama çok güçlü bir duygu deneyimi yaşattı. Bazen bazı şeyleri değiştiremeyeceğimizi, herkesin acıyı farklı yaşadığını ve anlamanın da bir kabulleniş biçimi olabileceğini hissettirdi.
Uzun zamandır beni bu kadar derinden etkileyen, bu kadar “güzel kokan” bir kitap okumamıştım.