Ahmed Bouanani'yi ilk kez okudum ve sevdim. Hastane, yine Holden Kitap'ın çok sevdiğim #Kuytu serisinden çıkmış ve yine az bilinen kıymetli bir eserin okumasında ön ayak olunmuş. Kitabın kendisini okumak da bir şans. Şöyle; 2006'da bir yangın, Ahmed Bouanani'nin dairesini yok ettmiş adeta. Karısının hızlı ve atik davranması sayesinde, romanın nüshaları kurtarılabilmiş ve şu anda okuyabiliyoruz. Hastane, Bouanani'nin tüberküloz nedeniyle kendi hastaneye yatırılmasının kurgusal bir hikayesi olan isimsiz anlatıcımız, koğuşundaki diğer hastaları, maskaralıklarını, konuşmalarını - hem esprili hem de iğrenç - ama aynı zamanda halüsinasyonel olarak anlatıyor. Bazı anlatıların gerçek mi hayal m dye ayırmak zor, çünkü anlatıcı ölüm döşeğinde ve yüksek ateşi var.
Fas'ta bir adamın deniz kenarında hastaneye götürülmesi ve sonrasını anlatıyor. Roman, roman demek de zor ya da anlatı mı denilmeli, bilemedim. Sıralı veya bir düzene sahip değil, oldukça parçalı ve dağınık. Bu okuruz az da olsa yoruyor, okuduklarınızı tespih taneleri gibi bir ipten geçirmek söz konusu değil. Bu noktadan itibaren kitap, anlatıcının isimsiz olarak bilinç, hayaller, ateş, kabuslar ve uyanıkken bile belirsiz bir gerçekliğe girip çıktığı olay örgüsü olmayan bir anlatı haline geliyor. Hastanenin kendisinde hiçbir zaman iyileşen herhangi bir hasta veya herhangi bir doktor yok gibi ya da ben mi kaçırdım, emin değilim. Anlatıcının tanıştığı diğer hastalar (Guzzler, Rover ve Fartface gibi saçma takma adlar verilen hepsi) eşit derecede kaybolmuş veya unutulmuş gibi, ana karakterden çok farklı bir halde bulunmuşları yok. Oldukça ilginç bir okuma deneyimi; kitabı ne anlattığını bir kenara bırakıp, içindeki enfes cümlelere odaklanmak en mantıklısı. Ayrıca Kafkaesk denildiğini de okudum, lakin farklı olan her şeye Kafka etiketi artık sıkmadı mı? Kafka'nın sosyoloji alanına ve kurumlara olan eleştiriler doğrultusunda kavramlarını kullanmak bana daha mantıklı bir eleştiri süzgeci gibi geliyor. Fena değildi, güzeldi. Dikkatli okunmasında da fayda var. Keyifle!