Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
1990
Yayınevi:
Holden Kitap
Orijinal Adı:
L’hôpital
Orijinal Dil:
Fransızca
Orijinal Ülke:
Fas
ISBN:
9786259839585
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 21:58
1967 yılında tüberküloza yakalan yazarın 6 ayını hastanede geçirmesi ve eşine yazdığı mektupları derlemesiyle oluşan kitap, kısa ama çarpıcı. Duvarları arasında ne çok ölüm var ve diğer hastalara olan etkisi, yaşadıkları ve gördükleri karşısında bir zindana hapsolma hissi, inançları sorgulama iç içe geçmiş. Arka kapak yazısının sonunda da dediği gibi "Bu yolculukta hiçbir yere gidilmediği halde tuhaf yerlere varılıyor. " Keyifli okumalar!
Psikoloji
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
8/10
·120 syf.··
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 23:21
Yazar 1967’de geçirdiği tüberküloz sonucu 6 ay hastanede kalır. Bu açıdan romanda otobiyografik ögeler bulunuyor. Eserde hastane bir labirent gibi ve içine sıkışmış hastaları görüyoruz sadece. Doktor yok, düzen yok. Anlatıcı oraya sonradan gelmiş, her şeyi onun gözünden izliyoruz. Ve bu anlatı zaman zaman gerçeküstü bir hal alıyor. Gerçek ve rüya, anı ve halüsinasyon iç içe geçiyor. Anlatıcı yalnızca fizisel bir iyileşme sürecinde değil, aynı zamanda içsel bir yolculukta. Hastane, yaşayan ölülerin mekanı. Ve yalnızca bir sağlık kurumu değil, toplumsal bir metafor. Hastalar birey değil, çöküşün kaybolmuş figürleri.Ölümle iç içe geçmiş yaşamları, sömürge sonrası Fas’ın toplumsal ve siyasi durumuyla paralel. O dönemde Fransız ve İspanyol sömürgesinden kurtulan Fas bir anda özgürleşmiyor. Kral Hasan II döneminde otoriter bir yönetim var ve bu döneme sonradan “Kurşun Yılları “deniyor. Baskı ve sansür üst düzeyde. Fransız kültürü etkisi kimlik bunalımı yaratıyor. Hastane Fas toplumunun içinde sıkıştığı çıkmazı, hastalık ise siyasi-ekonomik baskıyı simgeliyor. Anlatıcı giderek kimiksizleşiyor, varoluşu bulanıklaşıyor. Ve siz de bu labirentin içinde sıkışıp kalıyorsunuz.
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 17. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:42
Hastane ~ Ahmed Bouanani Gidelim, gidelim de nereye gidelim? Günün doğduğu, umudun kesilmediği, çiçeklerin hala var olduğu bir yere gidelim. Merhaba sevgili kitapseverler; Kitaba konu olan hastane yalnızca duvarları olan bir yer değil, duvarları olan bir zihin. Hatıraların yankılandığı, zamanın silikleştiği, yaşamla ölüm arasındaki o ince çizginin sayfalara dökülmüş hali. Yazarın 1967’de tüberküloz nedeniyle hastanede geçirdiği altı ayın izlerini de taşıyan bu romanda yazar, yalnızca bir hastalığın değil, bir toplumun belleğinde açılmış yaraların da izini anlatıyor. “Tek bir gerçek cehennem var, işte burada, her gün içinde yaşadığımız cehennem!” diye hastaneyi betimlerken metaforları, tıpkı bir röntgen filmi gibi görünmeyeni görünür kılmak için tüm bu sancılı sürecin ; kırıklarını, çatlaklarını, izlerini anlatıyor Zaman burada doğrusal değil; geçmiş, şimdi ve gelecek aynı koridorda yürürken birbiriyle karşılaşıyor. Ölüm, sadece bir son değil, bir eşik; yaşam ise bitimsiz bir bekleyiş. Bu kitap, bir insanın kendi bedeniyle, hafızasıyla ve korkularıyla hesaplaşması bir nevi. Ve Bouanani, yaşamın ağırlığını hissettiren bir soru bırakıyor geride: İnsan, kendi enkazının içinde mi iyileşir, yoksa kaybolur mu? Hastane, edebiyatın en karanlık ama aynı zamanda en dürüst aynalarından biri olmuş. İçine bakmaya cesareti olana ve gördüğünüz sizi asla aynı bırakmayacak türden bir ayna. Şunu da söylemeliyim ki kısacık olan bu kitabın içinde o kadar çok ölüm, kan, gözyaşı ve pisliğin anlatıldığı satırları okumak hiç kolay olmadı. Yayınevinin Kuytu serisinden okuduğum ikinci kitabıydı ve bu seri çok hoşuma gidiyor onuda belirtmeliyim Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
7/10
·120 syf.··
2025 58. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 09:52
“Ölü olan canlılar, canlı olan ölüler.” Yeni gelen hastanın hangi tarafa geçeceği — yaşama mı, çürümeye mi — hastanenin uçarı gediklilerinin gözlerine ilk bakışta belirlenir. Geri dönüş eşiğini geçen bir beden, gittikçe savunmasızlaşır; yaşam inancını, yaşam inadını kaybeder. Bu öykü, hayallerle rüyalar arasında; rüyayla uyanmak arasındaki o tek nefeste ilerliyor. Çürüyen yalnızca beden değildir, bellek ve zihin de nasibini alır. Burası, mezarlıktan önceki o ara durak. Kötü olan, pislik olan her şey bütün çıplaklığıyla karşımızda. Öykü bir çöküşün manzarasını resmediyor ve bunu yapabilecek en doğru yerde geçiyor: hastanede. Kapısından girdikten sonra kapının ortadan kaybolduğu bir mekândan sesleniyor. Duvarlar arasına sıkışmış birkaç ölü-canlının öyküsünü okuyoruz. Anlatıcı hatırlıyor. Hem kendi yaşamını hem de toplumsal tarihin döküntülerini. Ama hatırlamak çoğu zaman bir cezadır; hafıza, zaten mutsuz olanı daha da mutsuz bir yere taşır. Halüsinatif dili ve parçalı kurgusu etkileyici. Bu aralar bu türde bolca kitap okudum; beni çekiyor sanırım. Gerçekle düş, bedenle bellek arasında gidip gelen sarsıcı bir anlatı. Yayınevinin Kuytu serisindeki diğer kitaplara da mutlaka göz atacağım.
Çağdaş Öykü
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
7/10
·120 syf.··
2025 27. kitabı
Faslı yazar ve yönetmen Ahmed Bouanani'nin otobiyografi ve kurgu ile sentezlediği eseri Hastane'yi okudum. Yazar da bir dönem tüberküloz rahatsızlığı sebebiyle hastanede kalmış. Kendi deneyimlerini aktarırken, giderek bir hapishane veya garip bir kabus gibi hissettirmeye başlayan bu hastanede hastalar adeta bir mahkuma dönüşüyor. Belirsiz bir zamanda, belirsiz bir coğrafyada, isimsiz bir anlatıcı... Delilerin ve haydutların kol gezdiği bu hastaneye nasıl geldi anlatıcı, ne kadar zaman geçirdi ve bu kadar 'öteki' karakterin içinde kendi kalabildi mi? Her şey o kadar belirsiz ki hikaye gerçek mi, karakter var oldu mu, bu anlatılan korkunç şeyler bir gerçekliğin parçası mı? Bu çürüme, bu yok oluş, bu dünya dönerken kendi varlığından feragat etme hali, hayalete dönme hali romanın her satırına sirayet etmiş. Umutsuzluğun kitabını yazmış Bouanani, öfkeyi ve şiddeti, hayal kırıklıklarını romandaki kahramanlar üzerinden rahatsız edici materyallerle anlatmış. Beni rahatsız eden bir rahatsız edicilik. Fakat okur olarak bizi rahatsız eden şeyler bence romandaki gerçekliği yansıtmak için muhteşem bir araç. Yani beni rahatsız eden şeyler oldu okurken, ama benim için roman bu anlamda daha çarpıcı hale geldi. Kimsenin iyi olmadığı, iyileşmenin mümkün olmadığı bir dünya... Korkunç! Sevdim ben bu kısa romanı.
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
Geçmişin İzleri ve Bugünün Bekleyişi
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 135. kitabı
Bir hastanenin soğuk ve karmaşık koridorlarında başlar hikaye. Her odada başka bir hayat, her hayatta bir sır saklı. Bouanani, “Hastane”de sadece duvarların arasına sıkışmış bedenleri değil, o bedenlerin içindeki çarpan kalpleri, kırılan ruhları, hayata tutunma mücadelelerini anlatır. Hastane, yaşamın en kırılgan, en savunmasız anlarının merkezi, ama aynı zamanda insanın direncinin ve umudunun da en yoğun hissedildiği yerdir. Bu kitapta, her sayfa adeta bir nabız gibi atıyor. Okuyucu, gözlerini kapattığında o soğuk beyaz koridorlarda yankılanan sessiz çığlıkları, bekleyişi, umudu hissediyor. Hastanenin büyüklüğü kadar karışık olan insan hikayeleri, her bir karakterle ayrı bir dünya açıyor. Bouanani, bu dünyalarda gezinirken hiçbir detayı atlamıyor; küçük umut kırıntıları, çaresizlik anları, insanın kırılganlığı ve direnci bir arada sunuluyor. Hikaye, zaman zaman hastanenin dışına çıkıyor; hastaların hayatlarından, geçmişlerinden kesitler sunarak karakterlerin neden orada olduklarını ve neyi beklediklerini gösteriyor. Ama her anlatı hastanenin içinde birbirine bağlanıyor; çünkü orası sadece bir mekan değil, insanın varoluşunun en çıplak hali. Bouanani’nin dili yalın, ama etkisi derin. Kitap, okuyanı içine çekiyor, ruhunda iz bırakıyor. Okuyucu her sayfada kendi korkularıyla, umutlarıyla yüzleşiyor. Hastanenin yalnızca fiziksel bir yer olmadığını, insanın kendisiyle ve kaderiyle hesaplaştığı bir alan olduğunu anlıyor. “Hastane” yalnızca hasta bedenlerin değil, insanın tüm kırılganlıklarıyla birlikte direnişinin öyküsüdür. Orada ölümle yaşam arasındaki ince çizgide, insan olmanın anlamını sorgulatan bir sessizlik vardır. Bouanani, bu sessizliği yıkmadan, onu duyulur kılarak anlatır.
Hayata Dair
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 3. kitabı
Yazarın ilk düzyazı eseri. 1967 de yaşadığı tüberküloz sonucu hastanede geçirdiği süreci karmaşık bir dille anlatmış. Cümleler çok uzun fazla duygu aktarımı var olay örgüsü yok. Okumakta zorlanmasam da anlamadığım çok şey oldu. Yazarın küçük kızı bi kaza sonucu ölmüş ve inzivaya çekilmiş daha sonra da evinde yangın çıkmış bilgisayarındaki tüm yazılar silinmiş. Kitaptansa yazarın hikayesi daha çok etkiledi diyebilirim.
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 27. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 15:54
Bir kutu kitap etkinliğinde hangi ay olduğunu hatırlamadığım bir kitap . Bazen bilinmedik yazarları bu şekilde tanıyıp şans vermek de gerekiyor diye düşünüyorum . Fena değildi diyebileceğim bir kitap . Sizlere de keyifli okumalar
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 45. kitabı
Ahmed Bouanani, Faslı bir yazar olmasının yanı sıra aynı zamanda önemli bir sinemacıdır. Edebiyatında olduğu gibi sinemasında da karanlık ve sert bir dil kullanır. Fas’ta yaşadığı dönemde otoriteye ve tek tip anlatı biçimlerine mesafeli durmuştur. Hayatı boyunca yoksulluk, hastalık ve yalnızlıkla mücadele eden Bouanani, eserlerinde bu deneyimlere sıkça yer verir. Hastane adlı kitabında ise bedensel hastalığın yanı sıra ruhsal çöküntüyü merkeze alır. Okur, hastanede yatan bir hastayla karşılaşır; ancak bu kişinin kim olduğu belirsizdir. Günlerini acı içinde geçirdiğini biliriz fakat asıl ağırlık, yaşadığı fiziksel acıdan çok ruhsal buhranlardadır. Kitapta tekdüze, doğrusal bir anlatım arayanlar için metin zorlayıcı olabilir. Çünkü Bouanani, olay anlatmaktan çok okurun hissetmesini bekler. Bu nedenle Hastane’yi okurken sorulması gereken soru “Ne oldu?” değil, “Bana ne hissettirdi?” olmalıdır. Zira her okur metinden farklı bir duygu çıkarır: Kimi yoksunluğu, kimi ölümü, kimi ise bedensel acıyı ön planda hisseder. Zaman çizgisel değildir; sürekli kırılır. Okur bazen anlatıcının bilincini, bazen acı çeken bir bedeni, bazen de parçalanmış bir ruhu okur. Bouanani, bu metinle okura şu soruyu yöneltiyot olabilir: “İnsan yalnızca bir beden midir, yoksa acı çekerken bile düşünebilen bir bilinç mi?”
Edebiyat
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma
7/10
·120 syf.·
2025 243. kitabı
Sanırım Fas edebiyatına dair okuduğum ilk kitap olabilir "Hastane". Bazı bölümler oldukça rahatsız ediciydi, hatta 6. bölümde bırakma noktasına geldim (gerçekten çok rahatsız edici bir bölümdü, okuyanlar hangi kısımdan bahsettiğimi anlayacaktır). Yine de devam ettim çünkü farklı bir anlatımı vardı ve devamında kayda değer bir şeyler verirse diye düşünerek bırakamadım. Yazarın zaman zaman o hastalık sanrıları ile hayal ve gerçek arasında gidip gelmesi yorucuydu, anlamlandırmak zordu kimi sahneleri. Ancak hastalıklı zihinleri, ülkeleri ve dönemleri ele alışı açısından değerliydi. Benim için farklı ve beklenmedik bir kitaptı. Herkesin sevebileceğini sanmıyorum. Ben bile açıkça sevdim diyemiyorum. Karakterlerle bağ kurmak çok zordu ama pişman da olmadım bu kitapla buluştuğuma. Bazı kitaplar okuru sarsıp rahatsız etmek için vardır diye düşünüyorum. Hastane de öyle bir kitap.
HastaneAhmed Bouanani · Holden Kitap · 1990225 okunma

Yazar Hakkında

Ahmed BouananiYazar · 0 kitap
16 Kasım 1938’de Fas’ın Kazablanka şehrinde doğdu. Üniversite eğitimini Paris’te, günümüzde La Fémis adıyla bilinen, prestijli sinema ve televizyon okulu IDHEC’te tamamladı. Okulun senaryo ve montaj bölümünden 1963’te mezun oldu. 60’lı yılların başında ilk kısa metraj film çalışmalarını yaptı. 1964-65 yıllarında Marakeş Halk Sanatları Festivali’nde çalıştı. 1970 yılında Faslı üç militan yönetmen Mohamed Sekkat, Mohamed Abderrahmane Tazi ve Hamid Benani ile Fas’ın ilk sinema kolektifi Sigma 3’ü kurdu. Ahmed Bouanani’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metraj film Le Mirage (Serap) bu kolektifin desteğiyle 1980 yılında çekildi. Fas’taki Fransız Protektorası sonrası dönemde çekilmiş bu film, Fas sinema tarihi için büyük önem taşımaktadır. Aynı yıllarda sinemanın yanı sıra edebiyatla ilgilenen Bouanani’nin 1966-1977 yılları arasında kaleme aldığı şiirler, 1980’de Les Persiennes (Panjurlar) adıyla derleme olarak Fas’ta yayımlandı. Bir diğer şiir derlemesi Photogrammes (Fotogramlar) 1989’da ilk kez Fransa’da yayımlandı. Bouanani’nin ilk düzyazı eseri Hastane 1990’da Fas’ta basıldı. Kitabı yazarken, 1967’de yakalandığı tüberküloz sonucu hastanede geçirdiği altı ay, bu süreç boyunca eşi Naima’ya yazdığı mektuplar ve Fas’ın kolektif hafızasından aklında kalan parçaları bir araya getirdi. 2006 yılında, Bouanani’nin evinde çıkan, nedeni belirlenemeyen yangında bilgisayarları yandı, geriye yalnızca Bouanani’nin el yazmaları kaldı. 2003’te küçük kızı Batoul, Rabat’taki evlerinde yaşadığı bir kaza sonucu ölünce Bouanani inzivaya çekildi. Kırk yıllık şehrini; tüm yazı, film ve çizimlerini geride bırakarak ölene kadar Yüksek Atlas Dağları’nda bir Berberi kasabasında yaşadı. Bouanani’nin 6 Şubat 2011’deki ölümünden bugüne kadar kendisi de sanatçı olan büyük kızı Touda Bouanani babasının eserlerine ulaşarak anısını yaşatmaya çalışmaktadır.