Romantika, Turgut Özakman’ın kaleminde yalnızca bir aşk hikâyesi değil; duyguların en saf, en kırılgan hâliyle anlatıldığı bir iç hikaye. “yaşanmışlık hissi”yle kurgu ile gerçeklik arasındaki çizgi silikleşiyor; karakterlerin duyguları, sanki bizim de geçmişimize aitmiş gibi içimize yerleşiyor.
Özakman’ın sade, metni sıradanlaştırmak yerine tam tersine daha etkileyici kılıyor. Çünkü yazar, büyük cümleler kurmak yerine küçük anların büyüsünü yakalıyor: bir bakış, bir susuş, bir iç çekiş… Aşkı dramatize etmek yerine doğal akışında, bazen eksik, bazen yarım ama her zaman gerçek bir duygu olarak sunuyor.
Romandaki olaylar büyük kırılmalar üzerine değil, insanın iç dünyasındaki dalgalanmalar üzerine kurulu. Bu da kitabı “okunan” değil, “hissedilen” bir metne dönüştürüyor. Okur, sadece hikâyeyi takip etmez; karakterlerin kalp ritmine eşlik eder.
RomantikaTurgut Özakman