SOLGUN ATEŞ
I
Solgun Ateş, John Shade adlı bir şairin 999 mısralık otobiyografik şiiri ile bu şiire komşusu Charles Kinbote tarafından yazılan alışılmadık dipnotlardan oluşan, iç içe geçmiş bir kurgusal yapıdır. Şiir, Shade'in hayatını ve kızı Hazel'ın intiharını konu alırken; Kinbote, bu mısraların aslında kendi hayali krallığı Zembla’nın ve sürgündeki Kral Charles’ın hikayesini anlattığını iddia ederek metni kendi fantezileri doğrultusunda yorumlar. Kitabın sonunda Shade, Gradus adında bir suikastçı tarafından –Kinbote’un iddiasına göre aslında kendisine yönelen bir kurşunla– öldürülür; ancak yakalanan katilin Shade ile hiçbir ilgisi olmayan sıradan bir akıl hastası olduğu ortaya çıkar. Sonuçta eser, dipnotlar aracılığıyla asıl metni (şiiri) ele geçiren "güvenilmez bir anlatıcının" narsisistik saplantılarını ve gerçeklik ile kurmaca arasındaki ontolojik çatışmayı belgeler
II
Solgun ateş, Nabakov’un İsmini bir Shakespeare’in dizen devşirdiği, farklı katmanlar arasından mekik dokuyan genel itibariyle karışık ve zor bir kitap. Öyle ki ilk yayınlandığında G. Steiner, “ukalaca ve sıkıcı” bir kitap diye atletmiş, D. Macdonalt ise, iyiden iyiyi “okunması mümkün olamayan bir kitap” olarak görmüştür. Fakat daha sonra üstüne hatırı sayılır çalışma yapılarak kitabın hakkı teslim edilmiştir. Bu çalışmaların da belirttiği üzere Nabakov’un en girift ve yenilikçi kitabıdır.
III
Peki, neden girift ve yenilikçi bir kitaptır? Öncelikle kitap, kitabın yazarının Charles Kimbote’nin önsözü ile başlayıp kitabın esas konusu olan bir şairin jhon Shade’ın 999 mısralık şiirinin çözümlenmesiyle ve arkasından bir yazın dizi oluşturulmasıyla bitmektedir. Kitap akademik taslak gibi dizayn edilen bir romandır. Daha önce de belirttiğimiz üzere kitap farklı katmanlar arasında uyanık bir okumayı gerektirecek düzeydedir. Bir yandan Shade’in hayatı ve bir kontrpuan olarak mısralarda dolaşan kızının hayatı diğer yandan bu şiiri bir mülk olarak devşiren ve şiiri bizzat kendi hayatını anlattığı hayali bir ülkenin – Zembla- kaçkın ve güvenilmez anlatıcısı Kimbote.
IV
Kitap farklı açmazları içinde barındıran ve her sayfada farklı bir muğlaklıkla seyir değiştiren anlatıcıyla yazarın iç içe geçtiği bir kontrpuan olarak tecelli eder. Öyle ki şair ve yazar taban tabana zıt karaktere sahip olmasına rağmen farklı yorumcular arasında kitabın ve şiirin bir kişinin elinden çıktığı izlenimi de uyandırmaktadır. Bu bağlamda “Kimbote’ci veya Shade’ci yorumcuların yanı sıra üçüncü bir cephe olarak Shade’nin karısı Sybil ile kızı Hazel bile metinin olası yazarları olabileceği tartışılmaktadır.”
V
Kimbote’nin yalnızlığı ve yalıtılmışlığı ile kurgulamış olduğu Zembla hayali ülkesiyle şiirinin bu kurgudan bağımsız gerçekliği kitabın sonunda Kimbote’yi Çelişik ve ironik bir durumda bırakır. Zira şiiri okuduğunda şiirin onu değil başka bir gerçekliği anlattığı gerçeğiyle sarsılır. Ama yine de şiiri metinsel bir hazla bir mülk gibi sahiplenir. Kendisi için gönderilmiş Kiralık bir katil beklerken bir akıl hastasının tesadüfi kuşunu ile ölmekten kurtulacak fakat pek sevdiği şairi yani Shade bu kurşunla ölecektir. Yalnızdır ve sevilmemiştir Kimbote. Ve yalnızda devam edecektir. Üstelik bu sefer elinde bir hayal bile yoktur.
“Arkadaşımın karısına en baştan itibaren büyük bir nezaketle yaklaştım, oysa kendisi baştan itibaren beni hiç sevmedi, bana güvenmedi. Sonradan öğrendiğime göre başkalarının yanında benden “fil büyüklüğünde bir kene; kocaman bir yapışkan sinek, bir lavra, çirkin mi çirkin bir parazit türü” diye bahsetmiş. Onu affediyorum -onu ve herkesi.”