Puan vermedi·408 syf.··
2025 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2025 00:00
1940 yılındaki Auschwitz toplama kampında geçen bir olayı anlatıyor. Gerçekten Nazi soykırımı ile ilgili her kitap okuyuşumda o acıları iliklerime kadar hissediyorum. Kitaplarla ilgili olması da cezbetti beni. Kitaba gelecek olursak; kitap evde yemeklerini yerken Nazi subaylarının Dita ve ailesini yaka paça toplama kampına götürmesiyle başlıyor. Dita 9 yaşındadır ve yaşadıkları şoka uğramıştır onu. Kampta yaşananlar dehşet şekilde. Toplanma odalarında Zyklon gazıyla kullanarak binlerce kişiyi öldürüyorlardı. Ne kadar kişi ölürse kar olarak görülüyordu. Öldürmek için resmen bahane arıyorlar. Yaşam yok etme fabrikası gibi kamp. Toplanma kampında 14 yaşına gelen Dita' dan bir gün 31. Blok sorumlusu spor eğitmeni Fredy Hirsch, Auschwitz Kütüphanecisi olmasını ister. Kitapları çok seven Dita hiç düşünmeden bu teklifi kabul eder. Ama her zaman dikkatli olmak zorundadır. Çünkü kitaplarla yakalanırsa öldürüleceğini bilir. Olay kurgusu bunun üzerine kurulmuş. Kampta tecavüzler, laham çukurları, pis kokular, cesetler, ağır şartlarda aç susuz zorla çalıştırılmalar, Kasap doktor Mengene... İnsan bunların gerçekten gerçekleşmiş olmasına inanamıyor. Diyorsun ki hiç bir insan bunları yaşamamalı. Belki de İsrail o zamanın şu an intikamını alıyor bilemeyiz. Ama kesinlikle olması gerekn bu değil soykırıma soykırımla cevap vermek insanlık olamaz. Keşke İsrail tğm dünyaya soykırım yapmayı değil de o zaman kitaplar için, eğitim için nasıl bir müzadele sergilediklerini gösterselerdi. Savaşa savaşla değil Barış la cevap verilmeli. Bu durumu hiç onaylamıyorum. Hangi zamanda yaşarsak yaşayalım. İnsanoğlu hayata tutunacak bir dal buluyor. Bu kitapta da hayata tutunmak için tutundukları dal bir avuç kitap. Kitaptaki ana karakter Dita aslında gerçek hayatta Lale Sokolov. Bu kamptan sağ kurtulmuş, bu yazarla yolları kesişmiş bu da kitaba bir belgesel, otobiyografi tadı veriyor. Bu da kitapta yaşananları daha sarsıcı bir hale getiriyor. Dilinde sade olması ve anlatımın akıcı olması da okumayı kolaylaştırıyor. Bu da yaşanan travmayı olduğu gibi gösteriyor. Konudan dolayı sıkıcı olacağını düşünmeyin o yüzden. Bu konulara meraklıysanız bu kitapla başlamanızı öneririm. Bazı kitaplar vardır anlatılmaz birebir okuyup yaşamanız gerekir bu kitapta öyle bir kitaptı. Yahudilerin eğitime bu kadar öenm vermeleri, hele ki zorlu koşullar altında bile bu eğitim görme çabaları takdir edilir. Keşke bizim milletimizde eğtime bu kadar kıymet verse eğitimimiz ayaklar altında olmasa. Hele bugünkü öğretmen ve öğrencilere bir öğrencinin yaptığı şiddet olayını duymam eğitime ne kadar öenm vermemiz gerektiğini bir kere daha gözler önüne seriyor. Lütfen eğtimimize sahip çıkalım. Her neyse çok uzattım daldan dala atladım kitaptan uzaklaştım gibi oldu ama bunların hepsini kitap hissettirdi bana ve paylaşmak istedim. Ben çok beğendim umarım okuyanlarda beğenirler. Herkese iyi okumalar ve bol kitaplı günler dilerim. Auschwitz Kütüphanecisi Antonio González Iturbe
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,901 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.