·219 syf.····Okunma: 14 Nisan 2026 00:00 Önce selam sonra kelam
Önce refik sonra tarik,
demiş büyüklerimiz…
söze böyle başlamıştım bundan 5/6 yıl önce yılsonu seminerinde Nurettin Topçu‘nun hayatını ve milli eğitim ile ilgili daha doğrusu hayata dair görüşlerini seminer olarak arkadaşlara sunarken. Sonrasında üç farklı yerde bu güzel şahsı anlatma fırsatım daha olmuştu.
Tekrar aldım kitabı elime yine yeniden okudum.
Örnek,ahlaklı, ilkeli , kendini geliştirmiş, taviz vermeyen, güçlü pes etmeyen, vatanı için her ne kadar hakkı yense de hiç durmadan çalışan bir öğretmen…
Kendini maarif davasına adamış bir felsefe öğretmeni. Onu bu kadar güçlü bir karaktere büründüren de tabii ki öğretmenleri. Daha ilkokuldayken Mehmet Akif, Yunus Emre ve Mevlânâ aşığı olarak yetiştiriliyor. Belki de bu yüzden ilkokullarda Mehmet Akif’in Safahatının sadeleştirilerek okutulmasını tavsiye ediyor.
1928-1934 yılları arasında Avrupa’da doktora yapan, 1.likle doktorasını bitiren ilk Türk öğrenci olma ünvanını alan, bir gün boyunca Sorbonne Ün.’de Türk bayrağının dalgalanmasını isteyen, “neredeyse 40 yıllık öğretmenlik. mabede nasıl giriliyorsa sınıfa da öyle girdim” diyen yüce yürekli bir insan.
Celalettin Ökten‘in tanımı ile O, “ modern ilimlerle mücehhez
asrın ihtiyaçlarını müdrik
Tavizsiz
Fakat müsamahakar” bir insandır.
Kendisine yapılan haksızlıklara rağmen dış dünyayı suçlamak yerine sürekli “ne yapabiliriz?” sorusunu kendine sorup çözümler bulmuş ve bu görüşü de yetiştirdiği gençlere aşılamaya çalışmış bir insan.
“ Bizi kurtaracak olan ruh, bize Hira Dağında bırakılan Mukaddes mirastır.” diye tavsiyede bulunan Nurettin Topçu‘yu saygı ve minnetle anıyorum.
Kesinlikle okunmalı…