Koontz un kaleminden çıkan, okuduğum ikinci kitap özelliğini taşıyan eser tek kelime ile mükemmel ilk sayfalarından itibaren sizi etkisi altına alıyor ilk 70 sayfa acaba dedim buradan olaylar nasıl bağlanacak, olaylar bir anda öyle bir gelişti ki daha elimden bırakamadım, kitaptan bahsedecek olursam :
Susan isimli uzman fizikçi tatile giderken yolda ağır bir kaza geçirir, kazanın sonucunda 1 ay a yakın komada kalıyor, komada geçirdiği sürenin neticesinde geçmişinin bazı bölümlerini, çalışma hayatının bütün bilgilerini, doktorasını unutmuştur. Gözlerini açtığında yanı başında hemşire hemen doktor Mcgee ye haber verir gelen doktor Susan ın gözlerini açmasını çok büyük sevinçle karşılar ve bunun bir mucize olduğunu dile getirir. İlerleyen süreçte Susan kükreyen mağra da başına gelenleri görmeye başlar, kaçmaya çalıştığı insanlar yanı başında belirmeye başlar, ancak bu insanlar ölmüştü, tekrar nasıl canlandıklarını anlayamaz, doktora Mcgee ye söyler , doktor Mcgee bunun kazada beyinde meydana gelmiş gözden kaçırılmış bir hastalıktan meydana geldiğini söyler. Geçen zamanla birlikte hayaller daha gerçekçi olmaya başlar, susan kendine bunların gerçek olmadığını, bunların bir hayal olduğunu bağırarak tekrar etmesine rağmen bir türlü önüne geçemez. Bir çok test yapılmasına rağmen beyinde amnezinin hiç bir izine rastlanmaz, Susan gece tuvalete kalktığında karşısında eski erkek arkadaşının yüzüyle karşılaşır, boynunda da en sevdiği kolyesi parlamaktadır. Bunun hayal olduğunu kendine sesli bir şekilde tekrarlamasına rağmen hayal bir türlü gözünün önünden gitmez ve hemşirelere doğru koşmaya başlar, hemşireler ile geri geldiğinde tuvalette hiç bir şey yoktur... Ancak banyoya düşen kolye hariç, susan bunun gerçek bir kolye olduğunu anlayınca işler bambaşka haller alır...
Kitap uzun