#AlkaJoshi
#KınalıÇiçekler
#ArkadyaYayınları
“Kendi gökyüzünüzü kendi renklerinizle boyamaktan asla vazgeçmeyin.”
"Bağımsızlık sadece bir ülkenin bayrağının değişmesi demek değildi; bir kadının kendi ekmeğini kazanması, kimseye hesap vermeden başını yastığa koyabilmesiydi."
* * * * * * * * *
Merhaba sevgili dostlarım 🪽
☬Bugün sizlere sadece bir kaçış öyküsüyle değil; tenin üzerine işlenen desenlerin ardındaki derin yaraların, toplumsal prangaların ve kaderini kına desenleriyle yeniden yazan bir kadının ,kendi ellerinden Anka Kuşu misali yeniden doğuşuna tanıklık edeceğimiz, her bir sayfası buram buram kına kokan “KINALI ÇİÇEKLER” adlı eser ile geldim, Alka Johsi'nin kaleminden..
Lakshmi’nin hikayesi, sadece 1950’lerin Hindistan’ında geçen bir kaçış öyküsü değil aynı zamanda köklerinden koparılan bir Kardelen gibi güçlü olan çiçeğin, betonların arasından boy gösterip, güneşe uzanma savaşıdırda..
Kitabın iskeletini oluşturan kına kültürü, Hindistan’da sadece bir süs geleneği değil, aynı zamanda kadınlar arasındaki gizli bir dil ve mucizevi bir şifa aracı olarakta karşımıza çıkıyor.
Lakshmi ise kayınvalidesinden miras kalan bu kadim bilgiyi, Jaipur’un "Pembe Şehir" sokaklarında bir özgürlük biletine dönüştürüyor adeta..
Lakshmi, üst tabakanın gösterişli evlerine bir "Kına Sanatçısı" olarak girdiğinde, kadınların uvruzlarını boyamakla kalmaz sadece ; onların o kapalı kapılar ardındaki mutsuzlukların, bastırılmış çığlıkların, korkuların, hayal kırıklıkların ve dile getirilmemiş arzuların / günahların da motifini işleyip , onların sessiz sırdaşıda olur aynı zamanda..
“Hayallerin yükü, bazen sırtımızda taşıdığımız bir dünyadan daha ağırdır; özellikle de o hayalleri kurması bile yasaklanmış bir kadının omuzlarında” diyor Kına sanatçımız, hikâyenin daha ilk başından..
Ve ekliyor:
"Yıllardır sırf onları iyi hissettirmem için bana ihtiyaç duyan kadınlara çalıştım. Onlar benim kınalı çiçeklerimdi..” diyen Lakshmi için bu kadınlar ,hem bir kalkan hem de özgürlüğe giden yolun ta kendisiydi.
☬ Karmaşık olduğu kadar, bir o kadarda mucize yarattığına inanılan, kına ile yapılmış o desenler, aslında Hindistan’ın o dönemki katı sosyal yapısının, kast sisteminin ve kadınlara biçilen "itaat" rolünün birer yansımasıdır da..
Kitap, Hindistan’ın o renkli şatafatının arkasındaki, sert gerçekliği bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Çocuk yaşta evlilik, erkek çocuk baskısı, kısırlık suçlamaları ve "itaat" bekleyen bir toplum...
Lakshmi, bu yozlaşmış düzene karşı dururken sadece kendisi için değil; annesinin, anneannesinin ve susturulmuş tüm kadınların çığlığını da yanında taşıyor. Onun kaçışı kocasından değil, bin yıllık bir karanlıktandı.
“Coğrafya kaderdir, ama sanat gelecektir - özgürlüktür ” diyor Lakshmi.. Ve ekliyor
“İtaatsizliğim için dilemem gerektiğini sandığım tüm o gereksiz özürleri ardımda bırakıyordum. Geçmişimi yeniden yazma çabasını da… Yeteneğim, öğrenme hırsım, kendi hayatıma sahip olma tutkusu yanıma alacağım şeylerdi. Kan, nefes ve kemik kadar beni oluşturan şeylerdi onlar.”
Tam "başardım" dediği anda, tırnaklarıyla kazıyarak kurduğu o hayat, geçmişinden gelenler ile sarsılır: Uzun yıllar önce terk ettiği kocası Hari ve varlığından haberdar olmadığı kız kardeşi Radha.
Tam bu noktoda eser biz okurlarına;
"Aile nedir " sorusunu sorgulatıyor.
Bir kadın, kendisini yok sayan bir geçmişi mi, kan bağını mı sahiplenmelidir..
Yoksa kendi elleriyle inşa ettiği o yeni hayatı, emeği mi
Kız kardeşi Radha’nın gelişi, Lakshmi'nin geçmişine hem bir ayna hem de bir vicdan azabı oluyor aslında..
Fakat buna karşın kendi özgürlüğünü inşa ederken geride bıraktıklarının bedelini nasıl ödemek zorunda kalışıda tam bir meydan okuma idi düzene karşı..
Lakshmi bizlere şunu çok net bir şekilde gösteriyor ki : Geçmişi yeniden yazamazsın ama geleceği ellerindeki kınayla yeniden boyayabilirsin. Çünkü bazen en büyük eserimiz / sanatımız, sana biçilen kadere "hayır" diyebilme cesaretini göstermektir
Eğer bugün kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadınsanız, Lakshmi’nin her bir fırça darbesinde kendinizden bir parça bulacaksınız.
Hint kültürünün en ince ayrıntılarına, perdeli fakat cesur bir dokunuş yapan yazar aynı zamanda kadın ruhunun ne kadar bükülmez ve ne kadar yaratıcı olduğunu bir kez daha bizlere gösteriyor
☬ Kınanın ellerde bıraktığı o kalıcı iz gibi, Lakshmi’nin hikayesinin de zihninizde öyle derin bir iz bırakmasını istiyorsanız KINALI ÇİÇEKLER sizi bekliyor olacak