"Bak, bu öyle bir hikaye ki; başkahraman dürüstlüğün sınırını o kadar aşmış ki artık 'insanlıktan çıkmış' sayılıyor. Annesi öldüğünde üzülmüyor, hapse girdiğinde şaşırmıyor, idama giderken gardiyanla şakalaşıyor. Zeki Demirkubuz bu karakteri bizim o gri, sobalı, kasvetli evlerimize sokup 'Musa' yapmış; Camus ise Cezayir’in o bembeyaz, kör edici güneşi altına koyup 'Meursault' demiş. İkisi de aynı şeyi haykırıyor: Eğer toplumun beklediği o maskeleri takmazsan, seni yaşatmazlar. Çünkü senin dürüstlüğün, onların kurguladığı o anlamlı hayat illüzyonunu bozuyor."