Puan vermedi·512 syf.····Okunma: 15 Nisan 2026 13:34 Karanlığın Efendileri 9.Kitap The Darkest Seduction
Kitabı bitirdikten sonra ilk hissim Nihayeettt oldu. Paris’in hikayesini serinin başından beri bekliyordum ve açıkçası beklentim de çok yüksekti. Kitap bu beklentiyi büyük ölçüde karşıladı, ama her şeyi mükemmel yapmadı maalesef .
Çünkü bu kitapda Paris bildiğimiz Paris değildi karakter olarak inanılmaz değişmiş. Eskiden tanıdığımız o sorumsuz ,her zaman gülümseyen, her kadını (veya erkeği) tek bakışıyla eriten, (Çünkü iblisi yüzünden her gece başka biriyle olmak zorunda) özgür ruhlu ve acımasız baştan çıkarıcı adam gitmiş, yerine derin acılar çeken, Sienna’ya karşı takıntılı, kavgacı, öfkeli bir adam gelmiş.
Sienna'yı daha önceki kitaplardan tanıyoruz. Hani şu Avcı'ların tuzağı, Paris'in trajedisi... Ölümüyle her şeyi değiştiren kadın. Şimdi ise Gazap iblisiyle yeniden dirilmiş halde, Cronus'un elinde bir piyon olarak. İçindeki intikam ateşiyle etrafındakileri cezalandırma dürtüsüyle yanıp tutuşuyor ama Paris'in kollarında bambaşka bir huzur buluyor.
Kitabın ilk yarısı biraz yavaş ilerliyor. Paris’in Sienna’yı arayışı, iç monologlar ve yan olaylar yer yer uzuyor. Ama ikinci yarıya girdiğinizde olaylar patlıyor. Aksiyon, büyük savaşlar, Cronus’un entrikaları, yeni karakterler (Viola’yı özellikle sevdim, çok eğlenceli) ve seri genelindeki büyük hikâyenin ilerlemesi inanılmaz hızlanıyor. Son 100-150. sayfalarda resmen elimden düşüremedim. Büyük Spoi Nihayet Cronus ve Rhea Ölüyor .
William, Legion, Kane’in kayboluşu, Ashlyn ve Maddox’un bebekleri… Hepsiyle ilgili ipuçları ve gelişmeler var. Bu kitap sadece Paris ve Sienna’nın tutkulu romansı değil, aynı zamanda serinin büyük savaşını ve tanrılarla iblisler arasındaki kadim çatışmayı da ciddi şekilde ileri taşıyor. Cronus öldü yaşasın yeni Tanrıça der kaçarım .