Herkese merhaba. Bugün Sevmenin Zamanı Yok kitabını yorumlayacağım. Yazarın daha önceki bazı kitaplarını da okumuştum genel olarak kalemini seviyorum. Bu kitap diğer kitaplarından farklı olarak 90'lı yıllarda geçiyor. Ben 90'lı yılları görmesem de yazarının anlatımı sayesinde o zamanlardaki hayatı biraz da olsa deneyimlemiş oldum. O zamandaki arkadaşlıklar, komşuluklar, mahalle olarak bir araya gelip iftar yapılması,geçim derdi içerisinde hayata devam etmeye çalışmak, sevdanın masumluğu o kadar güzel anlatılmış ki okurken sayfalar akıp gitti.
Kitabın konusundan bahsetmek gerekirse, bir moda evinde ütücülük yaparak ailesinin geçimine katkıda bulunan Sena, bir gece bahçelerine giren bir adamı hırsız sanarak kafasına vurur. Ama bu adam yani Ozan hırsız değil mahalleye yeni taşınan kimsesiz bir adamdır. Gerçeklerin anlaşılması üzerine Ozan'dan özür diler. Ozan mahallede tamirci olarak işe girer. Zamanla birbirlerinden etkilenirler. Sena küçükken annesinin onları bırakıp gitmesinden dolayı aşka mesafeli olsa da zamanla Ozan'ın duygularının gerçek olduğunu görür ve sevgili olurlar. Ondan tek bir isteği vardır. O da ona yalan söylememesidir. Ozan ne yazık ki bu sözünü tutamaz çünkü onun o mahalleye taşınması bile baştan beri onlara söylediği bir yalandır.
Ozan aslında zengin bir aileden gelmektedir ve ünlü bir yazardır. Genelde yazacağı kitaplar için farklı yerlere gidip farklı hayatları deneyimleyen bir insandır ve yeni kitabı içinde Senaların mahallesine taşınmıştır. Amacı tamamen bu olsa da sonradan Sena'ya aşık olduğu için asıl geliş amacından bahsedemez. Sena tesadüfen gerçekleri öğrendiğinde ise Ozan'ın onu hiç sevmediğini onu kandırdığını düşünür ve ayrılırlar. Ozan'ın amacı hiçbir zaman Sena'yı kandırmak değildir. Ona birçok kez gerçekleri söylemeye çalışmıştır ama her zaman araya başka bir şeyler girmiştir. Ayrı kaldıkları bir yıl boyunca Ozan Sena'ya kendini affettirmek için bir sürü şey dener ve en sonunda Sena Ozan'ın hislerinin gerçek olduğuna inanır ve tekrar birlikte bir araya gelirler.
Kitaptaki diğer çiftler de çok güzel işlenmişti. Mahir ve Gülfem'in yarım kalan aşkları… Zamanında Gülfem'in hiçbir açıklama yapmadan onu terk etmesine rağmen Mahir'in hala Gülfem'i ilk günkü gibi sevmesi, dolmuştaki yan koltuğuna hiç kimseyi oturtturmaması çok anlamlıydı. Bir an önce gerçekler ortaya çıksın da tekrar birlikte olsunlar diye sabırsızlıkla bekledim.
Diğer çiftimiz olan Levent ve Çiçek ise, Levent arkadaşı olan Mahir'in kardeşi Çiçeği çocukluktan beri seviyor. Sevgisi oldukça masum hiçbir şekilde Çiçeği zorlamıyor sadece kendi duygularından bahsedip bir gün Çiçeğinde onu seveceği umuduna tutunuyor. Çiçek ise onu abisi olarak gördüğünü söyleyip reddediyor ama aslında Levent'e karşı boş değil. Sadece bunu görebilmesi için Levent'i kaybetmesi gerekti. Onu kaybettikten sonra aslında Levent'i ne kadar sevdiğini anlıyor ve onlar da sonunda mutlu oluyorlar.
Ben genel olarak bu şekilde birden fazla çift üzerinden yazılan kitapları seviyorum. O yüzden bu kitap da sevdiğim bir kitap oldu. Konusu, duyguların aktarılması, yazımı gayet başarılıydı. O yüzden okumak isteyen herkese tavsiye edebilirim. Ayşenur İnce