6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 19:27
"Sadizm" teriminin isim babası olan Fransız yazar #MarquisdeSade .. Yaşadığı dönemde insanların nefret ettiği, tiksindiği, iğrendiği, ömrünün neredeyse yarısını akıl hastaneleri ve cezaevlerinde çürüttüğü büyük bir yazar. İnsanların ruhundaki kötülüğü, çarpıklığı haykırdıkça toplum dışına itilen, doğa/toplum ilişkisini çağının çok ötesinde değerlendirdiği için sevgisiz bırakılan bir bilinç. #ErdemleKırbaçlananKadın Sade’ı Sade yapan bütün özellikleri içeren roman. Ne ahlaksız, sapık, iğrenç.. ne de ahlaklı ve erdemli olmayan bir yazarın, ikiyüz yılı aşkın bir süredir ikiyüzlülükten kurtulamayan insanları anlatan romanı. Justine ve Juliette isimli iki kızkardeşin birbirinden ayrılan hayatlarını konu alıyor kitap. Büyük bir tüccarın kızları, iyi eğitim almış ve güzel bir yaşam sürmekteler. Babaları iflas edince kızları annelerine bırakarak kaçıyor ve yolda ölüyor, anneleri ise bu haberden sadece sekiz gün sonra ölüyor. Aile fertleri kızlara düşen mirasa çöküyor ve kızlar kaderleriyle başbaşa kalıyor. Birbirinden çok farklı hayatlar yaşamak gayesiyle yollarını ayırıyorlar. Juliette zengin bir koca bulma planları yaparken Justine törelerini tehlikeye atmadan bir iş bulup erdemli bir hayat sürme niyetinde. Yazar burdan sonra tüm lanetini Justine üzerine yağdırıyor. Sade, bu kitapta "erdem"in ödüllendirilmediği, aksine Justine'in dürüstlüğü ve saflığı nedeniyle her adımda istismara uğradığı, aşağılandığı ve acı çektiği bir dünya kurgulamış. Hadi gelin daha detaylı bakalım; Juliette, büyüleyici güzelliği ve ahlak dışı bir sürü davranışıyla ve çevirdiği dolaplarla büyük bir servete sahip oluyor. Şansı da yaver gidiyor ve iyi bir adamla birlikte oluyor. Justine, çok saf, iyi niyetli, çekingen ve nazik. Her zaman ne pahasına olursa olsun erdemine, dinine ve dürüstlüğüne bağlı kalmaya çalışıyor. Her erdemli davranışı ise korkunç bir ceza getiriyor beraberinde. Asla isyan etmiyor ve hep yoluna devam etmeye çalışıyor. Ta ki kendisine idam yolu görünene kadar başına gelen korkunç olaydan yalnız birkaçını şöyle söyliyim: annesini zehirlemek isteyen bir gence yardım etmediği için kırbaçlandı, yaralarını tedavi edip evinde hizmetçilik vazifesi veren cerrahın bir kızı öldürmesine engel olduğu için hırsız damgası yedi, kutsal eşyalara tapınmak için gittiği manastırdaki vahşi papazlar tarafından hapsedildi ve namusunu kaybetti, bir zavallıya yardım ettiğinde parasını çaldırdı, dayaktan bayılmış bir adamı ayağa diktiğinde bir öküz gibi evindeki kuyuda ayağı bağlı su çıkarmak zorunda kaldı, ahlaksız bir kadın aklını çelip hırsızlık suçuna sürüklemeye çalışırken hayatını kurtarmak istediği adam kollarında can verdi, bir yangında kendisine ait olmayan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken düşürüp kendi felaketini hazırladı, çocuğun annesi korkunç iftiralar ile onu suçsuz yere yargılattı, yardım istemek zorunda kaldığı bekaretini alan papaz kölesi olma şartıyla yardımda bulunacağını söyledi. Oysa ona bunları yaşatanlar bir ceza çekmedikleri gibi büyük servetler elde ederek gününü gün etti. Tüm kötü karakterlerin Justine için verdiği ortak bir öğüt vardı: Doğada merhamet olmadığı, sadece güçlü ve zayıf olduğu. Doğanın bu sert gerçeğine karşı durmaya çalıştığı için cezası hep ‘kırbaç’ oldu. Aslında kırbaç, yıldırım gibi bir metafor. Artık idam kararı verilmişken bir handa karşılaştığı kontes anlamadığı bir yakınlık duydu ona ve tüm gece onun başına gelen korkunç şeyleri tek tek dinledi. En sonunda kızın aslında yollarının ayrıldığı kardeşi olduğunu öğrendi ve onu yanına aldı, tüm suçlamaları temizledi, mutluluğu için elinden geleni yaptı. Tam mutlu son beklerken yazar size bir yumruk patlatıyor gibi öldürüyor Justine’yi. Pencereden giren bir yıldırım ağzından kalbine kadar yaralıyor onu, ve sanki “Erdemi savunan o dilin ve o temiz kalbin, doğanın rastgele şiddeti karşısında hiçbir hükmü yoktur” diyor bize Sade. Bu ölüm Juliette’yi çok sarstı ve korkuttu. Birlikte olduğu adamı terk edip tüm servetinden vazgeçerek geçmişindeki tüm kötülükler ve ahlaksızlık için tanrıya sığınmaya karar verdi. Ama sakın ha şu mesajı çıkarmayın “Juliette doğru yolu bulsun diyeydi Justine’nin yaşadığı haksızlıklar” çünkü Sade bu kadar iyimser bir karakter değil. Justine o kadar işkenceye rağmen erdeminden vazgeçmedi ama sonunda paramparça edildi. Eğer tanrı veya doğa, en sadık kulunu böyle yok ediyorsa, ona inanmanın veya 'iyi' olmanın mantığı nedir?
Erdemle Kırbaçlanan KadınMarquis de Sade · Oğlak Yayıncılık · 20151,161 okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.