EŞİK
Bir günahla başladı hikâye,
Faniliğin alnına çalınan o kara leke;
Ve son bir günahla vurulacak mühür.
Dudaktan dökülen her kelâm,
Boşlukta süzülen bir güz yaprağı...
Haberim olur mu dersin,
Kendi vaktimden?
Beni kovalayan ecelin hırsı,
Bir nebze olsun eksilir mi peşimden?
Çember dönse, zaman bükülse yeniden;
O sokak başında bekleyen aynı gölge.
Bu ağır yükle geri dönsem,
İçimde hafifleyecek yer kalmış mıdır?
Yoksa beyhude mi arıyorum hâlâ;
Zihinle kalbi buluşturan o ince köprü?
Son bir tercih hakkı...
Üzerimde asılı kalan meraklı gözler mi,
Yoksa ruhun, ilk ve son defa—
Kendi göğüne çekilişi mi?
Bırak süzülsün yaprak,
Kapansın mühür;
Ruh, ancak kendi boşluğunda özgür.
~Şuruk