Keşke ağlayabilsem ama sanki kalbimi sıkıştıran bu üzüncün soğuğunda donmuşum.Furuğ Ferruhzad ...
İnsan adını okurken bile hüznün büyüsüne kapılıyor.
Bir kadın olarak, daha doğrusu duruş sahibi bir kadın olarak herkesin okuması, bilmesi ve hakikaten tanışması gereken bir isim bence Furuğ. Ben kendisiyle çok geç tanıştım, yaklaşık 10 yıl oldu ve bu bile yetersiz geliyor.
Sadece şair kimliğine sahip değildi o; öyküler yazmış, tiyatro oyunculuğu yapmış ve sinema sektörünün hemen hemen her alanında, kamera önünde ve arkasında bulunmuştur.
İşte bu yetenekli kadının öykü kitabı Son Gün...
Kitabın ismi bile son derece hüzne açık olduğu için öykülerinin o acısını hissedebilirsiniz.
Hepsi birbirinden farklı bir hüzün noktasına değen bu öykülerin içinden beni en çok etkileyeni İbrahim Golestan'ın 1 yılda yazdığı "Ağaçlar" öyküsü oldu. Öykü, Furuğ'un defalarca "O, öyküyü benim için yazdı." diye övündüğü öyküydü ve "Çamın kökleri mutlaka yara almıştır, bu çam artık o çam değil, gider bu çam." cümlesiyle bitiyor. Haziran 1967 yılında okuyucuyla buluşan bu öykünün yazılma sebebi olan Furuğ, Şubat 1967'de vefat etmiştir.
Bu öykü verdiğim detaylardan da derin aslında, o da okurken sizlere kalsın.
Ben uzunca bir süre bu cümleyle yaşayacağım sanırım. Bu kadar ince bir kitabın kağıt kesiği gibi canımı acıması da Furuğ'un şanındandır.
Son GünFuruğ Ferruhzad · Totem Yayınları · 2021116 okunma