Bu kitap bir şey öğretmeye çalışmıyor.
Daha çok… zaten bildiğin ama yüzleşmekten kaçtığın şeyleri önüne koyuyor.
Altını çize çize okudum.
Hatta bazı yerlerde durup kitabı kapattım.
Çünkü bazı cümleler var okumuyorsun,tokat gibi yiyorsun.
Engin Geçtan’ın yaptığı şey çok net:
Süslü kavramlara kaçmadan, akademik kasıntılığa girmeden
insanı olduğu gibi anlatıyor.
Korkularıyla, çelişkileriyle, kaçışlarıyla…
Ve en rahatsız edici tarafı şu:
Okurken “insan”ı değil, kendini görüyorsun.
Benim için:
Okunan bir kitap değil, altı çizilerek içselleştirilen bir metindi.
Son cümle:
Bazı kitaplar bilgi vermez insanı kendine iade eder.