Öncelikle şunu söylemeliyim ki; hac ya da umreye gitme niyeti olan herkesin bu kitabı öncesinde mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan sadece gitmemeli, nereye gittiğini kalbiyle de bilmeli…
Bu kitap Kâbe’yi anlatmıyor aslında, insanın içindeki o yön arayışını anlatıyor. Her satırda biraz daha yaklaşır gibi oluyorsun… Sanki sadece okumuyorsun da, orada yürüyorsun, dokunuyorsun, hissediyorsun.
Hz. İbrahim’in teslimiyetinden, Hacer’in sabrına; Zemzem’in şifasından o mukaddes toprakların vakur sessizliğine kadar her şey öyle güzel işlenmiş ki… Okurken insanın kalbine ince ince dokunuyor.
En çok da şu his kaldı bende: Kâbe sadece gidilen bir yer değil, aslında dönülen bir yer… İnsan kendine, özüne, Rabbine dönüyor.
Gidemeyenler için derin bir özlem, gidecek olanlar için ise tarifsiz bir hazırlık… Ama her hâlükârda kalpte iz bırakan bir kitap.
Ben okurken sık sık durup düşündüm… Bazen de içimden sessizce dua ettim.
Kısacası; bu kitap sadece okunmaz, hissedilir. Ve evet… bence hac ve umre öncesi kesinlikle okunmalı