Bu kitap bana şunu hissettirdi: bazı şeyler zamanla geçmiyor, sadece içimizde sessizleşiyor.
Hikâye bir baba ile oğlun yıllar sonra bir araya gelmesiyle başlıyor. Aralarında biriken kırgınlıklar, söylenmemiş sözler ve yarım kalmış duygular var. Aslında yan yanalar ama aralarındaki mesafe hiç kapanmamış gibi.
Yol boyunca sadece fiziksel bir yolculuk yapılmıyor; geçmişe de gidiliyor. İnsan ister istemez şunu düşünüyor: bazı insanlar hayatımızda geç kalınmış hikâyeler gibi.
En çok hoşuma giden tarafı, duyguyu abartmadan vermesi oldu. Çok büyük cümleler yok ama her şey çok gerçek. O suskunluklar, o mesafe… insanın içine işliyor.
Bence bu kitap, affetmenin her zaman kolay olmadığını ama insanın içinde taşıdığı yükle de sonsuza kadar yaşayamayacağını anlatıyor.