Gönderi

85.gün
Neden bu kitap? Dün Greaves ile uzak geleceğin devasa ahlaki krizini konuşmuştuk. 85. günümüzde ise burnumuzun dibindeki, hatta bizzat kendi zihnimizin içindeki o en büyük epistemolojik krizle yüzleşmek için David Z. Albert'in Kuantum Mekaniği ve Deneyim şaheserine gidiyoruz. Everett veya Wallace bize matematiğin "ne dediğini" anlatmıştı. David Albert ise "O halde biz neden böyle yaşamıyoruz?" diye sorar. Fiziksel evren atomlardan, atomlar da kuantum yasalarından oluşuyorsa; neden mikroskobik dünyadaki o "aynı anda iki yerde olma" (süperpozisyon) hali makroskobik dünyaya, yani sandalyelere, kedilere veya bizim beyin hücrelerimize taşınmıyor? Matematik bize evrenin bulanık bir olasılıklar denizi olduğunu söylerken, bizim o sınırlı, zavallı "deneyimimiz" nasıl oluyor da bu denizi tek bir katı gerçeklik olarak süzüyor? Albert; Bohm mekaniği, kendiliğinden çöküş (GRW) veya Çoklu Dünyalar gibi tüm kaçış yollarını felsefi bir neşterle keser ve bizi o dondurucu gerçekle baş başa bırakır: Evreni açıklamak için kurduğumuz en kusursuz teori, bizzat bizim o evreni nasıl algıladığımızı (deneyimimizi) açıklamaktan tamamen acizdir. Sizce dokunduğumuz, gördüğümüz bu katı ve sıradan dünya gerçeğin ta kendisi mi; yoksa beynimizin kuantum kaosunu katlanabilir kılmak için yarattığı devasa bir halüsinasyon mu? yarın görüşelim #kitap #davidalbert
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.