Puan vermedi·336 syf.··
2021 55. kitabı
Japonya tarihini kronolojik bir düzen içerisinde ele alan ve sekiz bölümden oluşan bir çalışmadır. Kitap; Heian döneminden başlayarak samurayların yükselişi, Tokugawa egemenliği, Meiji modernleşmesi, Taisho dönemi ve II. Dünya Savaşı’na giden süreç ile savaş sonrası yeniden yapılanmayı kapsamaktadır. Bu yönüyle, konuya yeni başlayanlar için sistematik bir çerçeve sunduğu söylenebilir. Eserin orijinalinin 2000 yılında yayımlanmış olması, içerik açısından en geç 1990’ların sonuna kadar gelen bir perspektif sunduğunu göstermektedir. Türkiye’deki baskının 2021 yılında yapılmış olması ise metnin güncelliği açısından belirli bir mesafe oluşturur. Ayrıca orijinal metnin 256 sayfa olmasına karşın Türkçe baskının 331 sayfaya ulaşması, çeviri sürecindeki genişletmeler ve açıklamalar üzerine düşündürücü bir fark yaratmaktadır. Yazarın biyografisi ve akademik konumu, eserin yaklaşımını anlamak açısından önemlidir. Japon asıllı olup Amerika’da yetişmiş bir tarihçi olarak Mikiso Hane, çalışmalarında özellikle “modernleşme” ve “devlet-toplum ilişkisi” eksenine odaklanır. Bu nedenle kitap, yalnızca kronolojik bir anlatı sunmakla kalmaz; aynı zamanda belirli bir historiografik perspektif de taşır. Bu noktada, eserden tamamen “tarafsız” bir anlatı beklemenin metodolojik olarak çok gerçekçi olmadığı da kabul edilmelidir. Ancak eserdeki eleştirel dilin yönü dikkat çekicidir. Japonya’nın askerî ve siyasi hamleleri söz konusu olduğunda oldukça sert ifadeler kullanılırken, aynı yaklaşımın karşı taraf için geçerli olmaması belirgin bir dengesizlik yaratmaktadır. Örneğin Şanghay Olayı “alçakça” olarak nitelendirilirken, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları için benzer bir ahlaki dil tercih edilmemektedir. Yine Mançukuo’nun kurulması ve Lytton Komisyonu’nun raporu aktarılmakta, ancak bu süreçler yeterince eleştirel bir süzgeçten geçirilmemektedir. Bu durum, ilk bakışta bir “eksiklik” gibi görünse de, daha doğru bir okuma bunun bir bilgi yetersizliğinden ziyade akademik bir konumlanma olduğunu gösterir. Hane’nin yaklaşımı, Japon militarizmini içerden eleştiren; buna karşılık Amerika’yı doğrudan ahlaki sorgulamanın merkezine yerleştirmeyen bir çerçeveye sahiptir. Bu yaklaşım, özellikle Soğuk Savaş sonrası Amerikan akademisinde oldukça yaygın bir eğilimdir. Dolayısıyla eser, bu yönüyle hatalı olmaktan çok tek perspektifli bir anlatı sunmaktadır. II. Dünya Savaşı’na giden süreçte de benzer bir çizgi görülür. Japonya’nın savaşa dahil oluşu detaylı biçimde ele alınırken, Amerika’nın rolü daha sınırlı ve yüzeysel bir şekilde işlenmiştir. Bu da anlatının belirli bir tarih yazımı geleneğine bağlı kaldığını göstermektedir. Buna karşılık, kitabın en güçlü olduğu bölüm Meiji dönemi anlatısıdır. Japonya’nın modernleşme süreci, kurumsal dönüşümleri ve toplumsal değişimi bu bölümde daha dengeli ve açıklayıcı bir şekilde ele alınmıştır. Yazarın akademik yetkinliği özellikle bu kısımda daha belirgin şekilde hissedilmektedir. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, Kısa Japonya Tarihi “ilk okuma” için tercih edilebilecek, temel bir çerçeve sunan bir eserdir. Ancak özellikle II. Dünya Savaşı ve uluslararası ilişkiler bağlamında tek taraflı bir perspektif barındırdığı için, tek başına yeterli bir kaynak olarak görülmemelidir. Bu nedenle eseri farklı kaynaklarla birlikte, eleştirel bir gözle okumak daha sağlıklı olacaktır.
Kısa Japonya TarihiMikiso Hane · Say Yayınları · 202139 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.