Gönderi

6/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
Murakami’nin yeni çıkan kitabı #tanrınınbütünçocuklarıdanseder sıcak sıcak okudum. Japonya’da 1995 yılında meydana gelen 7,3 şiddetindeki depremde 6.400 kişi yaşamını yitirmiş, on binlerce bina yıkılmış, otoyol ve tren hatları kullanılmaz hale gelmiş. Büyük Hanşin depremi olarak anılıyor. Murakami bu olay neticesinde yazar hikayeleri. Fakat depremzedelerin anlatıldığı acıklı iç burkan öyküler değil. Bazen deprem yaşamış bir karakter oluyor hikayemizde, bazen sadece depremin varlığına değiniyor ve hikaye kendi akışında gidiyor. Kitabın yazılış amacına saygı duydum. Zira hikayelerde çok güzeldi. Özellikle 3 tane hikaye var ki çok beğendim. Buzdolabından rahatsız olan bir kadını anlatıyor bir hikayesinde. Biraz tuhaf buldum, buzdolabından rahatsız olmak da ne garip şey diye düşündüm. Oysa 2 sayfa sonra tüylerim ürperdi. Nedenini gayet iyi anlıyorsunuz. Şunu da eklemek isterim, hacimli kitaplarını okumuş gibi bir hava veriyor bir hikayeyi bitirdiğinizde. Bu yanı ayrı güzeldi. Bu kitap beni kesmedi. Murakami özlemim geçmedi. “Peşinden gittiğim şey muhtemelen içimdeki karanlığın kuyruğuydu. Onu tesadüfen görmüş, ardından gitmiş, ona tutulmuş, sonrasında daha derin bir karanlığın içine düşmüştüm.” “Yüreğim taştan değil.” Taş bazen kırıp parçalanabilir. Şeklini yitirebilir. Ama insanın ruhu parçalanmaz. O şekli olmayan şeyi, iyi de olsa, kötü de olsa, sonsuza dek birbirimize aktarabiliriz.” “Birbirini anlamak çok önemli bir şeydir. Anlamanın yanlış anlamaların toplamından ibaret olduğunu söyleyen insanlar da vardır.”
Edebiyat
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026145 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.