Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Selam... Kitabı birkaç gün önce bitirdim ama ifade edebilmek için için bekledim; çünkü bu kitabı merakla bekliyordum. Özellikle de @mahiryesildal Mahir’in, eseri orijinal dilinde okuduğunu ve hikâyelerinde övgüyle bahsettiğini düşünürsek Ardından kitabın ödül alışı da şaşırtmadı haliyle. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey, merakımla aynı doğrultuda ilerlemedi benim için. Romanın merkezinde, henüz ergenlik çağında, 13 yaşında bir erkek çocuğunun, kendisinden yaşça oldukça büyük, evli komşu kadınla yaşadığı travmatik deneyim yer alıyor. Bu ilişki, çocuğun cinselliğe dair ilk deneyimlerini şekillendirirken, aynı zamanda onun duygusal dünyasında da karmaşa yaratıyor. Fakat anlatının ilerleyişinde bu karmaşıklığın derinleşmesini, karakterin iç dünyasında bir dönüşüme evrilmesini beklerken, bunun yerine donuk ve sabit bir yapı ile karşılaştım. Hem karakter açısından hem de duygu anlamında. Bence yaşananlar cinsel istismardı ve orada kaldım ben. Karakterin yaşamı boyunca başına gelenler: ıslah evi süreci, savaş deneyimi, sınıf atlama, evlilik, babalık gibi.. Aslında güçlü dönüşüm potansiyeli taşıyan olaylar roman boyunca hareketsiz ilerliyor. Zaman geçiyor, mekânlar değişiyor, hayat aķıyor fakat karakter sanki aynı noktada, aynı mesafede duruyor. Bu duruş karakterle okur arasında da adeta duvar örüyor. Birlikte izliyoruz yaşamı. Ben bir okur olarak, aynı zamanda eğitimci bir anne olarak, karakterin yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışırken zihnimde boşluklar oluştu zaman atlamaları ile. Belki de bu boşluklar bilinçli olarak bırakılmıştır; belki yazar, okurun bu boşlukları doldurmasını istemiştir ancak ben bu boşlukları derinlik olarak değil de eksiklik olarak hissettim. Ve kitabı tek kelimeyle tanımlamam gerekseydi “atalet” derdim. Çünkü karakter, hayatın içinde sürükleniyor ama direnç göstermeyen bir hâlde.Her şeyi olduğu gibi kabul ediyor. “Tamam” diyor. Oysa her şey dağınık Tamam olan bir şey yok yalnızlık ve yabancılık dışında. Romandaki diyaloglar kısa, net ve hissiz sanki. Konuşan bir insan değil, sadece bir beden. İlkel benlik aktif sanki sadece. Ruh eksik. Derinlik eksik. İç ses yok. Bu da romanın duygusal gücünü zayıflatıyor bana göre.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
·
242 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.