DÜNYA EVİ
(Roman)
Orhan KEMAL
1914-1970 arasında yaşamış, toplumsal gerçekçi sanat akımının temsilcilerinin sayılı isimlerinden yazar Orhan Kemal’in ilk romanlarından olan Dünya Evi ile okumamıza devam ediyoruz.
Romanda evlilik hayalleriyle başlayan ancak hayatın gerçek zorluklarıyla karşılaşan iki gencin trajik hikâyesi anlatılıyor.
Romanın merkezindeki genç adam(Romanda hep öteki tarafa geçen “hain”in oğlu olarak geçiyor.) ve genç kadın(Boşnak biri olarak anlatılıyor.) vardır. Özellikle isimleri verilmemiştir.
Severek evlenirler. Evlilikten sonra hayatın ekonomik zorlukları, işsizlik, geçim sıkıntısı ve günlük sorunlar ilişkilerini yıpratmaya başlar.
Erkeğin düzenli bir işi yoktur. Romantizmle kurulan evlilik, yavaş yavaş yerini tartışmalara ve kırgınlıklara, umutsuzluklara ve güvensizliklere bırakır.
Genç kadının yükselen beklentileri, kocasının çaresizliğiyle çatışır.
Erkek öyle bir noktaya gelir ki artık girdiği dünya evindeki koca rolünü oyanaya bilmek için hırsızlık, soygunculuk, cinayet, kundaklama vb. yollara başvurmayı bile gündemine alır ama içindeki iyi duyguların etkisiyle vazgeçer.
Umutlarla kurulan “dünya evi”, zamanla geçim mücadelesinin ağırlığı altında sarsılır gider.
Mesaj net: Aşk tek başına yetmez ve hayatın gerçekliği evlilikte belirleyicidir.
Romanın anafikri şudur:
— Evlilik yalnızca sevgiyle değil, ekonomik ve sosyal koşullarla da ayakta kalır.
— Hayatın gerçekleri, romantik hayalleri çoğu zaman zorlar.
— Yoksulluk, ilişkilerde en büyük sınavlardan biridir.
Ya da kısaca “Bekara evlilik kolay gelir.” diyebiliriz.
Önemli Alıntılarım:
“Sevmek başka, geçinmek bambaşka şeydi.”
“Hayat, insanın kurduğu hayallere pek aldırış etmez.”
“Dünya evine girmek kolaydı ama sürdürmek zordu.”
“Yoksulluk, sevginin bile sesini kısabiliyordu.”