·308 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Nisan 2026 02:33 Ruh Adam bana göre bir “hikâye” değil, bir insanın içten içe çöküşünün anlatımı. Selim’i başta sevmemek çok normal; hatta bence özellikle öyle yazılmış. Çünkü dışarıdan bakınca sorumluluklarını yerine getirmeyen, soğuk, mesafeli biri. Ama derine indikçe şunu görüyorsun: adam hayatı kontrol etmeye çalıştıkça aslında kendini kaybediyor.
Güntülü meselesini ben tamamen Selim’den bağımsız düşünemiyorum. Bana kalırsa o, Selim’in bastırdığı tarafın vücut bulmuş hali. Yani Selim neyi inkâr ediyorsa, neyi içinde tutuyorsa, Güntülü tam olarak onu temsil ediyor. O yüzden aralarındaki ilişki normal bir ilişki gibi durmuyor zaten, daha çok bir iç çekişme gibi.
Son kısım ise bence kitabın en dürüst yeri. Mahkeme sahnesiyle birlikte Selim artık dış dünyadan kopuyor ve tamamen kendi içinin içine düşüyor. Ayşe’nin fotoğrafta Selim’i bulamaması da bana şunu düşündürüyor: Selim fiziksel olarak var olsa bile, aslında hiçbir zaman gerçekten “orada” değildi. Hep kendi zihninin içinde yaşayan biriydi ve en sonunda tamamen oraya hapsoldu.
Kısacası ben bu kitabı ne tamamen gerçek ne de tamamen mistik görüyorum. Daha çok, insanın kendini bastıra bastıra nasıl yabancılaştığını ve sonunda kendi varlığını bile siler hale geldiğini anlatıyor gibi geliyor. En rahatsız edici tarafı da bu zaten: dışarıdan güçlü görünen birinin içten içe bu kadar dağılabilmesi.
Beni ruhen etkileyen etkisinden uzun süre çıkamayacağım keyifli bir okuma oldu
Şiddetle tavsiye ediyorum
10/10