Gündemimiz “gençlik” sevgi ile düzeltemez miyiz?
Puan vermedi·172 syf.··
2026 29. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:22
ilk bakışta sadece şiddet dolu bir gençlik hikâyesi gibi görünse de aslında insanın özgürlüğü ve iyilik kavramı üzerine oldukça sarsıcı bir metin. Kitabın merkezinde Alex var; şiddetten zevk alan, yaptıklarından pişmanlık duymayan ve kötülüğü bilinçli şekilde seçen bir karakter. Onu rahatsız edici yapan da tam olarak bu: Yaptıklarının farkında ve bunu isteyerek yapıyor. Hikâye ilerledikçe devletin devreye girmesiyle birlikte Alex’in hayatı tamamen değişiyor. Onu “iyi” bir birey haline getirmek için uygulanan yöntemler aslında bir tür zorla dönüştürme süreci. Ama burada önemli olan şu: Alex artık kötülük yapamıyor çünkü seçme hakkı elinden alınmış durumda. Yani ortada gerçek bir iyilik yok, sadece şartlandırılmış bir davranış var. Bu da kitabın en çarpıcı sorusunu ortaya çıkarıyor: İnsan, seçme özgürlüğü olmadan gerçekten iyi sayılabilir mi? Kitap boyunca hissedilen rahatsızlık aslında bilinçli. Okur olarak hem Alex’in yaptıklarından tiksiniyorsun hem de ona yapılanlara karşı bir tür acıma hissi oluşuyor. Bu ikilem seni sürekli düşünmeye itiyor. Bir noktadan sonra mesele sadece bir suç hikâyesi olmaktan çıkıyor; birey ve devlet arasındaki güç ilişkisine, özgür iradeye ve ahlaka dair ciddi bir sorgulamaya dönüşüyor. Benim için kitabın en vurucu tarafı şu oldu: Toplum düzenini sağlamak adına bir insanın iradesini elinden almak ne kadar doğru? Kötülüğü seçebilme ihtimali bile insan olmanın bir parçasıysa, bu ihtimali yok etmek insanı makineleştirmez mi? Kitap tam da bu noktada insanı rahatsız ederek düşündürüyor. Genel olarak dili başta biraz zorlayıcı olsa da, o farklı argo ve anlatım biçimi Alex’in dünyasını daha gerçek kılıyor. Okudukça o dile alışıyorsun ve hikâyenin içine daha fazla çekiliyorsun. Bu da kitabın etkisini artırıyor. Kısacası bu kitap sadece şiddeti anlatmıyor; iyilik, kötülük ve özgürlük kavramlarını sorgulatıyor. Okuyup geçilecek bir hikâye değil,insanın içinde kalıp onu kurcalayan bir metin şu an Türkiye’nin gündemini de yansıtıyor nasıl çocuk yetiştireceğiz, eğitim sistemi neden yetersiz, liyakat yok, çocukların ruh hali ile ilgilenmek yok, müfredatlara sıkıştırılmış, ezbere dayalı, sınav odaklı bu sistemle diplomalı işsizlerle her duygunun içi boşaltıldı. Öğretmenlere duyulan saygı yok oldu azıcık maaş ile kendi dünyasına yetişmeye çalışan bir eğitimci bilemiyorum bir başkasının evladına ne kadar yeterli olabilsin, onun duygularını ne kadar önemsesin. Yaşadığımız dönemde sorgulamaktan yorulduk, haber izlemekten korkar hale geldik. Neyi kimden nasıl koruyacağız şaşırdık….. Teorilerin içinde boğulmaktan pratiği kaçırıyoruz devlet mi, iktidar mı gerçekten tek problemli olan herkes kendi kapısının önünü süpürse tertemiz bir dünya olur muydu bilemiyorum. Tüm problem ekonomi de mi gerçekten? Ümitsiz değilim ama gelecek hayali kuramayan gençleri görmek çok travmatik….
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
·
157 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İnceleme güzel ve başarılı olmuş. 🤌