Kuyucaklı Yusuf okumakta geç kaldığım bir kitaptı ancak bazı kitapların gerçekten doğru zamanı beklediğine inanıyorum. Bence benim için doğru zamanı bu yaşımdı.
Kitap bittikten sonra kafamda pek çok soru işareti bıraktı. Bazı karakterlerin hikayesine tam olarak girilmedi. Sebebinin ise Sabahattin Ali’nin hayattayken bu eseri üç cilt olarak düşündüğü ama erken yaşta ‘öldürüldüğü’ için devamını yazamadığı söyleniyor.
Baş karakter Yusuf duygusal açıdan mesafeli ve soğuk yazılmış. Okur olarak karakterle bağ kurmakta zorlandım. Buna rağmen Sabahattin Ali anadoludaki yaşamı çok gerçekçi yansıtmış. Özellikle evlilik hakkındaki eleştirileri tam yerindeydi.
Toplumsal eşitsizlik de romanda çok iyi işlenmiş. Zengin insanların yöneticilerle işbirliği içinde olup işledikleri suçlar için asla yargılanmamaları ve toplum gözünde de bunun olağan kabul edilmesi çok üzücü. Sabahattin Ali bu kitabı yazalı 90 yıl olmuş ama bu geçen 90 yılda günümüz Türkiyesinde de değişen bir şey ne yazık ki yok. Yazar romanda bir sayfada “Hapishane ancak serseriler,köylüler ve aşağı tabakadan insanlar içindi” diyerek durumu net bir şekilde özetlemiş.
Okuduğum ikinci Sabahattin Ali eseriydi. İlki Kürk Mantolu Madonnaydı. İki eseride çok beğendim. Kitaplardaki fazla betimlemeleri sevmesemde Sabahattin Ali’nin betimlemeleri ve kalemi çok iyiydi.