Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda eseri, isminden de anlaşılacağı üzere bir kadının yazar olabilmesi için en basit ifadeyle kendine ait bir odası ve ekonomik özgürlüğü olması gerektiğini anlatıyor. Woolf, kadınların kurgu edebiyatındaki yerini, neden daha az eser verdiklerini ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliği feminist bir bakış açısıyla ele alıyor. Ancak bunu yaparken o kadar dağınık bir yöntem izliyor ki, aklından geçen her fikri alakalı alakasız şekilde metne aktarmış. Sürekli o dönemin İngiliz yazarlarına ve eleştirmenlerine atıflarda bulunması ise bir yerden sonra insanı gerçekten sıkıyor. Bahsettiği kişilerin çoğuna hakim olmadığımız için bir sayfada on tane dönem yazarının isminin geçmesi okumayı oldukça zorlaştırıyor.Bana kalırsa bu eser ele aldığı konu bakımından ne kadar zamansız ve herkesi kapsayan bir meseleyse, yazım şekli de bir o kadar o döneme hapsolmuş ve yerel kalmış.Bu da maalesef okurken insanın kendisini çok zorlamasına ve nihayetinde büyük bir hayal kırıklığına uğramasına neden oluyor...