·188 syf.····Okunma: 29 Mart 2026 13:29 "Adı belirsiz bir Güney Amerika ülkesinin adı belirsiz bir kasabasında, yağışlı, bunaltıcı bir sonbahar. Sıcak dayanılır gibi değil, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, fareler kilisenin temellerini kemiriyor, kasaba halkı bir dikta rejiminin boyunduruğunda inim inim inliyor. Bu sefil ülkede değişen tek şey, sık sık ve her seferinde kan dökülerek birbirinin yerini alan hükümetler."
Eduardo Galeano'nun "Latin Amerika'nın Kesik Damarları"ndan sonra "Şer Saati" benim için daha da anlamlı hale geldi. Latin Amerika'nın beş yüzyıllık yağmalanma, acı ve sefalet dolu tarihini anlatan Galeano'nun bu kitabında vurgulandığı üzere kıta halklarının yoksul kalmasında emperyalist ülkeler kadar onlarla işbirliği yapan dikta rejimler de suçludur. Bu rejimler, bir avuç insanın zenginliğine karşı kendi halklarını açlığa, sefalete mahkum eder. Marquez, Latin Amerika'nın bu makus talihini bir küçük kasaba üzerinden sembolize eder gibidir. Dikta bir yönetimin kasaba üzerindeki baskıcı yönetimi karşısında görünürde kaderi kabullenme hali mevcuttur ancak bir gün kasabalıların evlerine yakıştırmalar asılmaya başlanır. Bir direniş ve başkaldırıya gidecek olan olayların fitili de böylelikle ateşlenmiş olur.
Roman boyunca kasabanın o sıcak ve bunaltıcı havasındaki uyuşukluk okura oldukça güçlü şekilde hissettirilir ve bu uyuşukluğa tezat şekilde uğursuz birtakım olayların gerçekleşeceği öngörüsüyle gerilim sürekli canlı tutulur ve bu yönüyle biraz da Kırmızı Pazartesi'yi hatırlatır. Beklenen olay da patlak verir ancak önemli olan bu olayın sonrasında yaşanacaklardır ki roman burada sona erer. Bu da romanın bitmediği, aniden kesildiği duygusunu uyandırır sanki. Söz konusu nedenden dolayı şimdiye kadar okuduğum Marquez romanları içinde olay örgüsü en zayıf romanın bu olduğunu söyleyebilirim.
Dikkate değer bir diğer konu dedikodular ve insan doğası ile ilgili. Kasabada yaşayanların her bir hanenin evine asılan dedikodular kasabalıların zaten malumudur. Herkesin bildiği bu dedikodular, evlere asılıp görünür hale geldiğinde ise cinayetlere sebep olacak kadar öfke uyandırır. Çoğunlukla yapılan yanlışlar veya kötülükler, başkaları onlardan haberdar olmadığı sürece insanların vicdanını rahatsız etmez. Görünür hale geldiğinde ve yaftalandığımızda, yine kötülüğü yapmış olmaktan değil başkalarının gözünde düştüğümüz durumdan utanırız. Marquez, eşsiz bir gözlemci ve büyük bir yazar. Kitap, kanaatimce yazarın diğer romanları kadar güzel olmasa da oldukça akıcı ve sürükleyici bir roman olarak okunmaya değer.