Uzun zamandır okumayı planladığım, ama bu kadar iyi olduğunu da hiçbir vakit aklımdan geçirmediğim gerçek bir başyapıt Hakkari'de Bir Mevsim. Bir beyaz Türk'ün düşlerinde yansımasını bulan Doğu'nun katı gerçekliği diyesim geliyor bir yandan. Diğer yandan yazma eylemi, kurmacanın doğası ve yazarın anlatı içindeki konumu gibi üstanlatısal mevzuları sıklıkla gündeme taşımakla özel bir nitelik kazanıyor bu eşsiz roman.
Postyapısalcılık Fransa'da ve Türkiye'de burjuvanın meselesi olmuştur, Kürt coğrafyası ise vicdanı derinliği olan Kürt ve Türk entelektüellerin. Ferit Edgü Fransa ve yazarlığa bağlı olan tarafını onu Doğu'ya bağlayan siyasi duyarlılığıyla harmanlama işini ustalıkla kotarmış. 2012'den beri belli süreler hariç Van'da ikamet etmekte olan benim gibi bir Ankaralı'nın hayalindeki yazıyı yazmayı başarmış.
Son sayfayı çevirip kapağı kapattığımda "İşimiz şimdi başlıyor" dememe yol açan ustayı saygıyla selamlamak da bana kalmış.
Hamiş: Jacques Ranciere'in Cahil Hoca romanıyla yanyana okunabilir mi acaba diye kendime sormadım değil. Cahil Hoca'yı okuyunca fikirlerimi buradan paylaşırım, söz ;))