Bazı kitaplar sadece bir hikaye anlatmaz, sizi elinizden tutup hiç bilmediğiniz sokaklarda gezdirir. Gülsüm Tekin Dara’nın kaleme aldığı Seul’den Önce, benim için bir romandan çok daha fazlası; adeta büyüleyici bir kültür turu oldu.
Kitabı okurken kendimi bir an Kapadokya’nın masalsı peri bacaları arasında, bir an Mardin’in taş evlerinin sessizliğinde, sonra İstanbul’un kalabalığında ve en nihayetinde Seul’ün ışıltılı dünyasında buldum. Ama bu gezi sadece coğrafi değildi; kalbimin de durakları vardı:
• Yoksulluğun içinden doğan bir umut: Zorluklarla mücadele eden bir ailenin gerçekçi ve sarsıcı yaşantısı...
• Kültürlerin çarpışması: İki farklı dünyanın, geleneklerin ve beklentilerin tam ortasında kalan genç bir kızın büyüme hikayesi.
• Duygu seli: Okurken bazen çok kızdım, bazen büyük bir bekleyişin içine düştüm ama en çok da aşkın ve umudun iyileştirici gücüne tutundum.
Spoiler vermeden şunu söyleyebilirim; eğer siz de hem dünyayı gezmek hem de bir genç kızın iç dünyasındaki o fırtınalara ortak olmak istiyorsanız, bu yolculuğa mutlaka çıkmalısınız. Bazı bekleyişler, sonunda ne olacağını bilmeseniz de değer...
Peki siz, bir aşk uğruna hiç bilmediğiniz bir kültüre ve şehre doğru yola çıkar mıydınız?