Neden bu kitap?
Dün Van Fraassen ile bilimin bize evrenin "nihai gerçeğini" (Truth) vermek zorunda olmadığını, sadece işe yarayan modeller sunduğunu konuşmuştuk. 88. günümüzde, o halde "Hakikat nedir?" sorusunu sormak için felsefi odağımızı laboratuvardan kelimelerimize çeviriyor ve Huw Price’ın Facts and the Function of Truth eserine gidiyoruz.
Yüzyıllardır filozoflar ve bilim insanları "Hakikat"in bir cümlenin dünyadaki bir "Olgu" (Fact) ile kusursuzca eşleşmesi olduğuna inandılar (Tekabüliyet Teorisi). Yani gerçekler dışarıda bir yerlerde bizim onları bulmamızı bekliyordu. Ancak pragmatist Huw Price bu büyüleyici yalanı bozar. Ona göre "Hakikat" evrenin bir özelliği değil, insan dilinin bir icadıdır. Peki ama "Doğru" (True) kelimesini neden icat ettik?
Price'a göre, eğer dilimizde "Bu doğru!" veya "Bu yanlış!" kavramları olmasaydı, inançlarımız sadece kişisel zevkler ("Ben elmayı severim", "Ben sevmem") gibi yan yana dururdu. Kimse birbiriyle tartışmaz, kimse bilimi veya toplumu inşa etmek için bir "uzlaşı" aramazdı. "Hakikat" kavramı, insanları fikirlerini çarpıştırmaya ve ortak bir zeminde buluşmaya zorlayan o muazzam dilsel motordur. Olgular evrenin temel taşları değil, bizim bu dilsel tartışma pratiğimizin geriye dönük gölgeleridir.
Sizce peşinden koştuğumuz o büyük "Bilimsel Hakikatler", evrenin kendi dilinde yazılmış mutlak kurallar mı; yoksa sadece insan türünün kendi arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için uydurduğu en kusursuz dilbilgisi kuralı mı?
#kitap #huwprice