Kitap Yorumu – Gizli Yara
Gizli Yara, daha ilk sayfalarında insanı yakalayan bir kitap. Hayatın telaşı içinde aslında neyin önemli olduğunu nasıl göz ardı ettiğimizi, “daha zamanı var” diyerek ertelediğimiz duyguların ağırlığını hissettirerek başlıyor.
Üniversite öğrencisi bir gencin, Bosna’dan Türkiye’ye gelen komşusuyla tanışmasıyla açılan hikâye; vapurda karşılaştığı yaşlı adamla yaptığı sohbet ve gazetede gördüğü o korkunç haberle derinleşiyor. İstanbul’da yaşanan o trajedi… 20 yaşındaki bir genç kızın doğum gününden dönerken saldırıya uğraması, taciz edilip öldürülmesi… Savaştan kaçıp hayatta kalmayı başaran bir hayatın, bu kez İstanbul’da son bulması…
İşte o satırları okuduğum anda kitap beni içine çekti.
Sırp genci Dejan ile Boşnak kızı Zerina’nın aşkı, ilmek ilmek işlenmiş bir acı hikâyesi gibi yüreğe dokunuyor. Bazı acıların gerçekten tarifi yok… Hele ki Dejan, sevdiği kadın Zerina’yı ve kızı Amra’yı kaybettiğinde aslında her şeyini kaybediyor.
Bosna’da savaşın ortasında yaşanan zulüm, tecavüz ve işkenceler… Komutan Dejan’ın yıllar sonra gerçekle yüzleşmesi… Kayıpların yıllar sonra farklı kimliklerle ortaya çıkması… Bazı insanların kaderinden kaçamayışı, sadece ona geç kalışı…
“Gizli Yara”, okuyucuyu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Savaşın ortasında yaşanan acılar, bir babanın evladının hayatını nasıl yok edebildiği, yıllar sonra yavrusuna kavuşmanın yükü… Bir annenin karnındaki bebeğiyle kaçışı ve sonunda İstanbul’un ortasında evladını bir caniye kurban vermesi…
Bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; yüreğe dokunuyor, iz bırakıyor.
Furkan Koç, bu eserinde bana çok derin duygular yaşattı.