Kulüp olarak okuduğumuz Evelyn Hardcastle – Stuart Turton, genel anlamda herkesin aynı noktada buluşamadığı ama kesinlikle üzerine çok konuşturan bir kitap oldu.
Kitap, Evelyn Hardcastle’ın öldürüldüğü bir malikanede geçiyor ve ana karakter her gün aynı cinayeti çözmek için farklı bir bedende uyanıyor. Yani aslında bir yandan gizem çözülürken bir yandan da zaman döngüsü, kimlik değişimi ve hafıza parçaları üzerinden ilerleyen oldukça karmaşık bir kurgu var. Her bölümde başka bir karakterin gözünden olayları görmek, hem merak duygusunu artırıyor hem de olay örgüsünü takip etmeyi yer yer zorlaştırıyor.
Kulüp içinde de tam olarak bu yüzden farklı görüşler ortaya çıktı. Gizem ve gerilim türünü, özellikle izleyerek takip etmeyi seven arkadaşlarımızın bir kısmı kitabı çok ilgi çekici bulurken, bazı arkadaşlarımız için olayların sürekli dallanıp budaklanması ve kurgu yoğunluğu biraz yorucu oldu.
Genel olarak bakıldığında ise beğenenler ve beğenmeyenler neredeyse dengedeydi diyebiliriz. Ama ortak nokta şu oldu: kitap gerçekten “beyin yakan” bir olay örgüsüne sahipti. Sürekli değişen bedenler, zaman kırılmaları ve ipuçlarını birleştirme çabası hepimizi zihinsel olarak epey meşgul etti.
Sonuç olarak “Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü”, herkesin aynı hızda içine giremediği ama girenlerin de çözmeye çalışırken ciddi anlamda düşündüğü, karmaşık ve zekice kurgulanmış bir gizem-gerilim deneyimi oldu.