Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 20 Nisan 2026 22:38 Agamben’e göre devletler kriz anlarında (salgın, terör, savaş vb.) hukuku askıya alır. Bu geçici olması gereken durum zamanla normalleşir.
Bunu en açık şekilde COVID-19 sürecinde gördük:
Sokağa çıkma yasakları, seyahat kısıtlamaları, aşı zorunluluğu tartışmaları, dijital takip sistemleri...
Agamben bu dönemde oldukça tartışmalı bir çıkış yaparak, insanların “sağlık” adına özgürlüklerinden çok hızlı vazgeçtiğini söyledi.
Onun bu düşünceleri kitabı okumamda etkili oldu. Kitapta bahsedilen çıplaklık Adem ve Havva'dan başlayan, teşhircilik ve modanın çıplaklığı tartışmalarını içeren bir şekilde aktarılır aslında Agamben’in “çıplak hayat” dediği şey, hakları askıya alınmış insan durumudur. Bunu günümüzde en açık şekilde mültecilerde görebiliriz:
Kamplarda yaşayan insanlar, hukuki statüsü belirsiz olanlar, sunırda tutulup “ne içeri ne dışarı” bırakılanlar...
Bu noktada Michel Foucault’nun “biyopolitika” kavramıyla birleşir:
Devlet artık sadece yönetmez, hayatı yönetir.
Her ne kadar kitabı yorumlamam kitapla tümüyle paralel olmasa da kitabın güncel felsefî konularda farklı perspektifler kazandıracağını düşünüyorum.