Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Ormanın derinliklerinde yükselen sekoya ağaçları… Binlerce yıl ayakta kalan, görkemiyle büyüleyen ama aynı zamanda bilinmeyene açılan bir kapı… Yazarımız da sekoya ağaçlarının bu görkemini ön planda tutarak, soluksuz okuyabileceğiniz fantastik gerilim türünde bir eser sunmuş bizlere. Eser, ilk bakışta fantastik gerilim gibi görünse de kurgu aslında çok daha fazla duygusal derinlik barındırıyor. Bir kadının, özellikle bir annenin kayıpla baş etme süreci; gördüğü rüyalar ve sanrılarla kayıplarını arayışa çıkması, fiziksel bir yolculukla başlayan sürecin metaforik bir içsel inişe dönüşmesiyle bizi “Ben olsam ne yapardım?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Lora ailesiyle çıkacağı bir tatil sırasında, Lora’nın işinin uzaması nedeniyle eşi Luis ve oğlu Jasper’ı önden göndermesiyle hikâye başlıyor. Kısa bir süre sonra uçak kazası haberini alan Lora, zorlu bir sürece giriyor. Bir hafta, on güne yakın süren arama çalışmalarında pilot haricinde ne bir ceset bulunabiliyor ne de yaşadıklarına dair bir iz… Günlerce kendini suçlayan Lora, kendini eve kapatıyor ve kimseyle görüşmemeye başlıyor. Bu süreçte ara ara rüyalar görmeye, uyanıkken de sanrılar yaşamaya başlıyor. Tüm bu yaşadıklarını bir araya getirerek, kocasının ve çocuğunun hâlâ yaşadığına inanan Lora, onları bulmak için ormanın derinliklerine tek başına yola çıkıyor.Lora’nın hikâyesi buradan sonra inanılmaz bir hız kazanıyor. Çıktığı bu yolda ona katılan karakterlerle birlikte, kurgunun temposu hiç düşmeden okuru merakla son sayfaya kadar sürüklüyor. Çünkü bazen insan, sevdikleri için cehenneme inmeyi bile göze alır… Kurgunun merkezindeki sekoya ağacı, sadece doğanın o görkemli parçası değil; aynı zamanda bilinçaltımızda bastırdığımız duyguların ve korkuların bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Ormanın derinlikleri, koruyan mı yoksa yutan mı olduğu belirsiz bir varlık gibi sunulurken; mekân betimlemeleri sayesinde kendi duygularımızla baş başa kalıyor, yüzleşmek için bir alan buluyoruz. Bu eserde, diğer fantastik anlatılardaki gibi güç, sihir, büyü ya da kahramanlıklar yok. Onların yerine vazgeçmemek ve insanın ne kadar ileri gidebileceği sorgulanıyor. Sevgi, insanı ne kadar ileri götürebilir? Kaybettiklerimizi geri kazanma arzusu, bizi neye dönüştürür? Gerçek cehennem dışarıda mı, yoksa içimizde mi?
Fantastik ve gerilim
Cehennem Geçidi: Sekoya AğacıYusuf Öztürk · Perseus Yayınevi · 202568 okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.