7/10
·394 syf.··
2026 13. kitabı
Öncelikle kitabın genel olarak akıcı olmasına rağmen, son 35 sayfa, yani sonsöz ve son anılar olarak belirtilen kısmı ve o kısımdan önceki son 50 sayfa civarını okurken sıkıldım. Çok fazla betimleme ve gereksiz kelime varmış gibi geldi gözüme, uyumadan önce okumuş olmamın da etkisi olabilir tabii. Şimdiii küçük bi karakter yorumlaması çünkü okuldayım ve bol bol zamanım var ve sıkıldım. İlk en sevdiklerimden bahsetmek istiyorum biraz. İhmenev bana çok sıcak geldi niyeyse. Seksenlerdeki fehmi baba gibi hissettirdi. Kızını içten içe çok sevmesi ama bir türlü affedememesi, gururuna yedirememesi çok tatlı geldi bana. Zaten sonrasında barıştılar. Nelliyide sevdim denilebilir ama bazen çok yorucu oluyodu ve yorucu karakterleri okumakta zorlanıuorum. Ama elinde olan bişey değil tabi çok yaralanmış napsın Açıkçası bunlar haricinde çok sevilcek biri gelmiyo aklıma. Kitabın ivan petroviçin ağzından yazılmasına rağmen çok pasif bi karakterdi bence yokluğu varlığı birdi ama onuda sevdim diyebilirim. Nataşaya duyduğu aşka rağmen kendini dizginlemesi ve kötü düşüncelere kapılmaması, ona her zaman bir abi gibi yaklaşması, hep affetmesi ve iyiliğini istemesi çok yüce hareketlerdi bence. Romanın en saf yürekli karakteri diyebilirim sadece dediğim gibi çok pasif kaldı. Nataşa ve alyoşa başka bi mesele hayatımda daha yorucu toksik bi ilişki okumamıştım sanırım. Alyoşa çevresi tarafından bebek gibi görülüp şımartıldığı için iradesini zorlamıyo, ne eserse onu yapıyo ve anında pişman olup nataşayı üzdüğü için ağlıyo. Bi evlenme kararı alıyolar bi diyolarki sen katyanın yanında daha mutlu olursun. Çok toksikti zaten onlardan olmicağı belliydi. Açıkçası ben alyoşayla katyanın olmasını daha doğru buldum çünkü alyoşa gerçekten katyayı daha samimi seviyodu, elinde olmadan seviyodu yani. Nataşasız yapamayacağını söylesede başka bi kadına böylesine sevgi duyması kabul edilebilcek bişey değil bence buda sürekli nataşanın aklına gelir ve üzülürdü. Zaten farketmişti alyoşanın kendisini eskisi gibi sevmediğini aklına başkalaının girdiğini ve onlarla vakit geçirmekten daha çok keyif aldığını. Ve alyoşanın kendisine yaşattığı o kadar şeye rağmen onu sevdiği için, kendi elleriyle katyaya teslim etti alyoşayı çünkü onun mutluluğunu istiyodu. Şimdi bakınca nataşa alyoşayı gerçekten bir sevgili olarak değil, annelik içgüdüsüyle sevmiş daha iyi anlıyorum. Ve nasıl saf, iradesiz biri olduğunu bildiği halde geleceğini düşünmeden alyoşayla kaçması ve babasını, ailesini hiçe sayması çok çocukça bir davranıştı gerçekten ama aşktan gözü kör olmuştu o zaman. Nataşaya karşıda nötr gibiyim yada bi tık daha aşağısı çünkü çok donuk ve soğuk bi karakterdi bence ve vanyaya çok kötü davrandı. Vanyayla olsa çok daha mutlu olurd muhtemelen kitabun sonunda öyle diyo zaten. Vanyayla nellinin ilişkileride çok tatlıydı bence. Vanya nelliyi kızı olarak görüyodu ama ben nellinin vanyaya aşık olduğunu sandığını düşünüyorum açıkçası. Küçükken sevgi görmeyen çocukların en ufak bi sevgi kırıntısını bile aşk sanması falan. Ama bi yandanda kimseye gğvenmezken vanyayı sevmişti nelli. Prense değinmediğimi farkettim. En iğrenç mide bulandırıcı karakter zaten kendisi. Para düşkünü aşağılık narsist. Ben nellinin babası olduğunun ortaya çıkmasından sonra bişiler olmasını beklemiştim ama olmadı kitabın sonu beklentimi karşılamadı zaten açıkçası. VE SON OLARAK SMİTH NELLİNİN DEDESİ. EN SEVMEDİĞİM KARAKTE BUYMUŞ SANIRIM ÇOK ACIMASIZ VE MERHAMETSİZMİŞ KIZINI AFFETMEDİ KIZIDA ÖLDÜ. HEMDE ÖLÜRKEN KIZINA LANET ETTİ. Yaaani güzel bi kitaptı dostoyevskinin okuduğum en saran romanıydı sanırım ama bazı şeyler farklı olmalıydı. Ve zaten kitaptada kullanılan bi ifade hayatın içinden sıradan bi romandı zaten kendini okutturanda buydu. 7/10
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.