·152 syf.····Okunma: 21 Nisan 2026 16:02 Haruki Murakami
Tanrı’nın bütün çocukları dans eder
Çeviri: Ali Volkan Erdemir
Murakami’nin ilk kez kısa öykülerini okudum ve şunu söyleyebilirim ki; beklediğimden daha iyi nir deneyim oldu. İlk basımı 2000 olan bu kitap yakın bir zamanda Türkçe olarak basıldı ve yazarı özellikle takip ettiğim için hızlıca alıp okumak istedim. İş yoğunluğu sebebi ile beklediğimden daha geç bitti ne yazık ki ama her biri o bilindik hissi veren 6 öykü okumuş oldum.
Murakami’nin yazım tarzını seviyorum, evet beni ve hayal gücümü zorlayan ve yer geldiğinde fazla cesur sahneler oluşturan bir yazar. Ama okuması da bir o kadar kolay. Genellikle yüzde hafif bir tebessüm bıraktığını söyleyebilirim. Ancak benim için Murakami’nin en özel yanı ondan fazlasıyla çok film, kitap, müzisyen öğrenebilmem. Bence bir yazar eğer kitaplarına bu bahsettiğim şeyleri ekliyorsa zaten benim için o kitabı okumak gerçekten keyifli bir deneyin haline dönüşüyor. Murakami kitaplarında da bir şöför aniden Jazz dinlemeye başlayabiliyor ya da okuduğunuz sahne bildiğiniz bir filme, kitaba gönderme yapabiliyor. Kesinlikle yazarın verdiği bu tanıdıklaştırma ve aşağılamadan öğretme hissiyatı yüksek egolu edebiyat dünyasında bulunmaz bir nimet gibi geliyor bana.
Bu kitapta bulunan 6 öykü birbirlerinden farklı öyküler olsa da hepsi 1995 Kobe depremini merkez alarak etrafında dönüyorlar. Kitabı okumayı düşünüyorsanız, çevirmenin önsözünü mutlaka okuyun çünkü aslında size anlayışınızı kolaylaştıracak İpuçları sunuyor.
Öyküler klasik murakami tarzında hafif içerisine masalsı gerçeklik katılmış bir şekilde oluşturulmuş ve sonları yine yazarın kullanmayı çok sevdiği şekilde ucu açık şekillerde bitiyor. Benim için genellikle öykülerin tamamı mutlu bitti çünkü Murakami öykülerinde genellikle sanki yazar benim mutlu bir şekilde finale ulaşmamı sağlamayı seviyor ve çok zorlamadan beni o yöne doğru iteliyor gibi hissediyorum.
Öykülerden en çok Tayland ve Ballı Turta’yı ve Kurbağacık Tokyo’yu kurtarıyor’u sevdim. Bu iki öyküde çok tanıdık tınılara rastladım. Tayland’da insanı tüketen o öfke dürtüsü ile, Balı Turta’da ise geç kalmışlık hissi ile mücadele ettim. Yine de çok fazla Spoiler vermek istemiyorum açıkçası.
Yeni bir kitap yorumunda görüşmek üzere,
Sevgilerimle