·896 syf.····Okunma: 20 Nisan 2026 18:53 Lilith’in Dölü, üç ciltlik bir seri aslında.
Bilimkurgunun iyi örneklerinden biri.
Yaptığı uzaylı tasviri çok detaylandırılmış ve her aşamasıyla düşünülmüş bir tasvirdi.
Üç cildin her birinde farklı bir karakterin (hatta türün) ön planda olduğu, akıcılığı finale kadar devam eden, kitap boyu “insan olmak ve soyumuzu devam ettirmek dürtüsünü neden bir türlü terk edemediğimiz” konusunu ince ince işleyen bir kitaptı.
Yazarın, hem kadın hem de siyahi biri olarak insanoğlunun içindeki değiştirilemez çelişkiyi kitabın ana fikri yaptığını görüyoruz.
İnsanlar kusurlu.
Zekaları ile Hiyerarşik eğilimlerinin birleşimleri onları eninde sonunda birbirlerini yok edecek noktaya getiriyor. Savaşlarla hem birbirlerini hem de dünyayı yok ettikten sonra hayatta kalan az sayıda insan, tüm varlıkları “TAKAS”a bağlı olan bir uzaylı tür tarafından kurtarılıyor.
Bu tür, insanların takas için mükemmel olduklarını farkediyor ancak onların genlerinden gelen zeka ve hiyerarşi çelişkisinin onları ölümcül hale getirdiğini keşfediyorlar. Bu andan itibaren onların yeniden dünyaya gitmeden önce düzeltilmeleri ve kısırlaştırılmaları gerekiyor. Tabii kendileri ile eşleşmeyi kabul edenler hariç…İşte Lilith bu kısımda insanlık için en önemli kişi haline geliyor.
Kitabın bundan sonrası genetik mühendisliğin, insan/uzaylı ilişkisinin, cinsiyetlerin, insan soyunu devam ettirme arzusunun, ev ve aile hissinin ilmek ilmek işlenmesi..
Kitap her iki duyguyu da öyle iyi işliyor ki bir taraftan insanların genetik olarak kusurlu olduğunu ve kusursuz bir tür tarafından düzeltilmelerinde sakınca olmadığını düşünüyorsunuz. Diğer yandan da direnişçilerle empati yapıp bu “düzeltmenin” sizi insan yapan bir çok şeyden mahrum bırakacağını, sizi başka bir türe çevireceğini, “inşaa edilen” çocuklarınızın da soyunuzdan oldukça farklı olacağını düşünüyorsunuz. Ben bu ikilemi düşündüğümde; gelecekte içindeki genetik çelişki yüzünden yeniden savaşlarla kendi türünü yok edeceğine emin olduğum bir soyu devam ettirmek için diretmez, muhtemelen oankalilerin yöntemini kabul ederdim. Tabi bu şimdi böyle hissettiriyor, gerçekte yaşansa ne olurdu bilemiyorum :)
Kısacası kitap, bilimkurgunun hakkını veren ve bir taraftan da insan olmanın kökenlerine inen keyifli bir macera sunuyor okuyucuya..
Ben çok sevdim :)