Küçük Adamın Devleşen Sanrıları:
Gogol, sıradan bir devlet memuru olan Poprişçin’in gerçeklikten kopuşunu anlatırken aslında Çarlık Rusyası’nın katı bürokrasisine ve insanların statü tutkusuna devasa bir ayna tutar; basit bir "delilik" hikayesi gibi görünen bu defter, aslında hor görülen, fark edilmeyen ve sevdiği kadına statüsü yetmeyen "küçük insanın" topluma karşı verdiği sessiz ama görkemli bir protestodur. Poprişçin, İspanya Kralı olduğuna inanarak aslında kendine kaçacak muazzam bir hayal dünyası inşa ederken, okuyucu onun kahkahalarla başlayan hikayesinin nasıl derin bir hüzne ve vicdan azabına dönüştüğüne tanıklık eder; yazarın "gözyaşları arasından kahkaha" olarak tanımlanan o eşsiz üslubu, bu eserde zirveye ulaşır ve bize insan onurunun ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatır.