Puan vermedi·303 syf.····Okunma: 21 Nisan 2026 18:52 kitap okurken yaşamayı en çok sevdiğim hislerden biri düşündüğümü/hissettiğimi fark bile etmediğim şeylerin olabilecek en iyi şekilde ifade edilişini okuduğumda gelen "acaba biri ensemdeki kilitli anahtar deliğini açıp kafamın içine girerek düşüncelerimi ele geçirdi de mi yazdı bunları" dumuru ve o zamana kadar görmezden geldiğim bir şeyleri kendime itiraf ediş anının huzursuzluğu... işte sarı yüz bir çok defa bana bunu yaşattı ki bu da kitap hakkında en sevdiğim şey oldu. anksiyete, suçluluk, korku, kendinden tiksinme, aşağılanma hisleri öyle güzel ve abartılmadan olduğu gibi anlatılmış ki... gerek tarihe karışmış olaylara gerek hâlâ güncelliğini koruyan toplumsal problemlere değinirken de tam kararında davranılmış bence, ne gereksiz dramatize edilip tabiri caizse "ajitasyon" hâline getirilmiş ne de çok yüzeysel bırakılmış. üstünde durulmak istenen şey gayet açık anlaşılıyor yani.
yazım dilinin edebi açıdan doyurucu olmadığını düşünenler olmuş, evet çok sanatsal bir dili yok hatta çok güncel "sosyal medyavari" denebileceğe yaklaşan bir dili var ama bu kötü ya da rahatsız edici değildi bence. bir şeyleri illa kompleks cümlelerle ifade etmeye gerek yok bence, gayet rahat okunacak bir dilde gayet edebi keyif verebilir.
sevmediğimse tamamen kurguyla alakalı birkaç şeydi. "bu ne alaka şimdi?" diye düşündüğüm çok yer oldu, özellikle sonunu gerçekten hiç sevmedim. daha iyi bir yerlere bağlanabilirdi bence.
kısacası gayet akıcı ve keyifli bir okumaydı, tavsiye etmesi benden keyifle okuması sizden!!!!!!